ASFED Basın #EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ #GÜNDEM HABER #HABERLER #SEKTÖR HABER #SON HABERLER

CNR EXPO TÜRK ASANSÖR MARKALARINI AĞIRLADI

CNR EXPO TÜRK ASANSÖR MARKALARINI AĞIRLADI

Asansör sektörünün yerli ve milli markalarını bir araya getiren Uluslararası Asansör, Yürüyen Merdiven ve Teknolojileri Fuarı (Avrasya Asansör Fuarı), bu sene 4. kez kapılarını ziyaretçilerine açtı. 21-24 Mart 2019 tarihleri arasında düzenlenen fuar; Türk asansör sektörünün her türlü aksam ve parça üreticisinden, yerli montaj firmalarına kadar pek çok alanda hizmet veren markası dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırladı.

CNR EXPO Yeşilköy’de düzenlenen fuar 25 bin metrekare alanda, Türk markaları ile birlikte Almanya, Çin, Hindistan ve İtalya’dan otuzu yabancı olmak üzere yüz elli firmanın katılımı ile gerçekleşti. Fuarın açılışında düzenleyici kuruluşlar olan ASFED (Asansör Sanayicileri Federasyonu) Yönetim Kurulu Başkanı ve TASİAD ( Tüm Asansör ve Yürüyen Merdiven İş İnsanları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı A. Fikret Gökhan ile birlikte İstanbul Sanayi İl Müdürü Ümit Ünal, İMKON (İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu) Genel Başkanı Tahir Tellioğlu da birer konuşma yaptı.

“Sanayide yerli üretimi %80’e vardırmak zorundayız”

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi İl Müdürü Ümit Ünal konuşmasında ; “Sanayide yerli ve milli dönüşüm ihracattaki payımızın fazla olması açısından büyük önem taşıyor. Bu fuarda böyle bir zihniyet olduğunu görmek beni çok memnun etti. Bakanlık olarak sanayide yerli ve milli dönüşüm konusunda faaliyet yürüten Yerlileştirme Kurulumuz var. Geçtiğimiz yıl 42 ürün eşleştirildi. 20 milyar dolarlık ithalatını yaptığımız yurt dışı sanayi ürününün yerli sanayicimizle konuşarak bu ürünlerin ülkemizde üretimini sağladık. Sanayide yerli üretimi %80’e vardırmak zorundayız” dedi.

“Bu fuar stratejik bir fuar”

İMKON Genel Başkanı Tahir Tellioğlu ise Türkiye’nin müteahhitlikte dünya ikincisi olduğunu, aynı başarıyı asansör sektöründe de gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Tellioğlu; “Asansör sektörü de inşaat  sektörüne paralel olarak büyümeli. Cezayir’de, Ortadoğu’da 200-300 bin konut yapıyoruz. Asansörü buradan alamıyorsak biz inşaatçılar da sorun var demektir. Devlet erkanı daha üst düzeyde bu fuarı desteklemeli. Bu fuar stratejik bir fuar. Türkiye’de asansör alanında daha çok yerli üretime teşvik gerekiyor. Devletimizden asansörün yerli üretiminin en az %50 teşvik edilmesini istemek çok olmaz diye düşünüyorum.” dedi.

“Amacımız sektörde küresel marka çıkarmak”

ASFED Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Atik, Federasyon olarak amaçlarının yerli ve küresel bir Türk asansör markasını ortaya çıkartmak olduğunu dile getirerek, geldiği nokta itibariyle Türk asansör sanayisinin dünya markalarıyla yarışacak düzeyde olduğunu vurguladı. Atik konuşmasında; “Federasyon olarak amacımız, bu fuarı yerli asansör sanayinin kendisini göstereceği dünya çapında bir marka haline gelmesidir. Yerli asansör sanayi bunu yapacak birikime ulaşmıştır. Bugün gönül rahatlığıyla şunu söyleyebiliriz ki; Türkiye’nin yüzde yüz yerli asansör markaları dünya pazarında payını her geçen gün arttırmaktadır. Gerek Avrupa standartlarındaki Ar-Ge çalışmalarımızla, gerekse işçiliğimizle Avrupa’nın aranan pek çok komponenti Anadolu fabrikalarından dünyaya ihraç edilmektedir” dedi. Atik aynı zamanda fuarın yerli asansörcü için önemli olduğunu vurgulayarak, fuara herkesin sahip çıkması çağrısında bulundu.

“Asansör sektörü son 6-7 yılda çok ciddi mesafe kaydetti”

TASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Fikret Gökhan ise fuara çok ciddi ziyaretçiler beklediklerini ifade ederek, fuara ilginin yoğun olduğunu, 150 firmanın standı bulunduğunu söyledi. Gökhan, “Bakanlığımız ile yakın çalışmalarımız sonucunda, asansör sektörü son 6-7 yılda çok ciddi mesafe kaydetti. En önemlisi güvenlik seviyelerini arttırdık. Devlet-özel sektör iş birliği içerisinde kontrol mekanizmaları oluşturarak güvenlik seviyelerini arttırdık.” diye konuştu.

CNR Holding İcra Kurulu Başkanı Ali Bulut da fuar açılışında bir konuşma yaptı. Ali Bulut konuşmasında halihazırda 3 binden fazla işletmesi olan sektörün 30 bin civarında kişiye istihdam sağladığını bildirdi. Bulut, “Türk asansör sektörü, 500 milyon dolarlık dış ticaret hacmi ve 2 milyar dolara yaklaşan pazar büyüklüğüyle ekonomimizin önemli dinamikleri arasında yer almaktadır.” dedi.

Türk asansör sanayisi ürünlerinin AB ülkelerinin yanı sıra tüm dünyada tercih edilmeye başlandığını aktaran Bulut, dünya ile rekabet etme kapasitesine ulaşan Türk ürünlerine özellikle kamuda pozitif ayrıcalık sağlanması gerektiğini vurguladı. Bulut, “CNR Avrasya Asansör Fuarı’nın misyonu, iç ve dış piyasalarda Türk asansör sektörünün pazar payını artırmak, dış ticaretteki mevcut açığı kapatarak ihracatımızın ithalatı aşmasını sağlamaktır.” dedi.

 FUARA MONTAJ SOKAĞI  KURULDU

Avrasya Asansör Fuarı bu sene, 25 bin metrekarelik sergi alanında, sektörün 1 milyar dolar olan ihracatını daha da artırmak hedefiyle yola çıktı. Aralarında Almanya, İspanya, İtalya, Bulgaristan, İran, Mısır, Katar, Suudi Arabistan, Rusya ve Türk Cumhuriyetler, Cezayir, Fas, Ukrayna ve Pakistan’ın da bulunduğu 32 ülkeden gelen alım heyetlerinin fuarda katılımcı firmalarla görüşmeler yaparak yeni iş bağlantıları kurması sağlandı.

Bu sene dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Asansör, Yürüyen Merdiven ve Teknolojileri Fuarı (Avrasya Asansör Fuarı), daha önce hiç bir fuarda olmayan bir ilk gerçekleştirildi. Montaj firmaları için de özel bir alan ayrılarak “Montaj Sokağı” adıyla bir araya getirildiği fuarda, Türkiye’nin öne çıkan bir çok montaj ve bakım-revizyon markaları da fuarda yerini aldı. Pek çoğunun ilk kez katılımcı olduğu montaj firmaları ziyaretçi ilgisinden memnun olduklarını da dile getirdi.

TÜM STANTLAR ZİYARET EDİLEREK BİLGİ ALINDI

ASFED ve TASİAD’ın ev sahipliğinde gerçekleşen Avrasya Asansör Fuarı açılış töreninin ardından ev sahibi olarak ASFED Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Atik ve TASİAD önetim Kurulu Başkanı Fikret Gökhan, İstanbul Sanayi İl Müdürü Ümit Ünal ve İMKON Genel Başkanı Tahir Tellioğlu ve beraberindeki heyete tek tek tüm stantları gezdirdi. ASFED Başkanı Atik ve TASİAD Başkanı Gökhan; fuar gezisi esnasında dünyanın dört bir yanına ihracat yapan Türk markalarının ürünleri hakkında bilgiler vererek firma sahipleri ile Bakanlık yetkililerini bir araya getirdi. İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Konya, Antalya, Gaziantep, Samsun gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen üretici ve montaj firmaları son teknoloji ile üretilen yeni ürünleri hakkında bilgiler vererek hatıra fotoğrafı çektirdiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ #HABERLER #PATRON KATI #RÖPOTAJ #SEKTÖR HABER

ASANSÖRDE YARIM ASIRLIK TECRÜBENİN İSMİ… YUSUF ATİK

Patron Katı köşesi bu sayımızda önemli bir konuğu ağırlıyor. Asansör sektöründe geçen yarım asırlık tecrübesi ile gerçek bir başarı hikayesinin sahibi olan bu isim, MERİH Asansör Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Atik. Sektörde onu nerdeyse tanımayan yok… Mesleğindeki başarısıyla olduğu kadar, işçi babası olarak bilinen özellikleri, çalışma azmi, sosyal projelere verdiği destekleri, sektörde herkesi kucaklayan sevecenliği ve bulunduğu yeri hazmetmiş naifliği ile sektörde herkesin gönlünü fethetmeyi başarmış bir isim…12 yaşında girdiği asansör sektöründe bu yıl, 50. yılını dolduran Atik, işe “tornavida taşıyarak başladım” diyor. Bugün ise; 50 yıl önce taşıdığı aynı heyecanı ile mesleğinde adım adım yükselerek Türkiye’deki yerli asansör sanayisinin en köklü ve büyük asansör  firmalarından biri olan Merih Asansörü’ün yöneticiliğini yapmaya devam ediyor…

SIFIRDAN ZİRVEYE…

Okuyucularımızın pek çoğu sizi, ürettiğiniz asansör kapı ve kabinlerinizden biliyor ama mesleğe giriş hikayenizi bir de sizden dinleyebilir miyiz?

YUSUF ATİK : Beni herkes bilir, ben çok okumak istememe rağmen şartlar gereği bu isteğimi gerçekleştiremeyen ama bir vesile ile mesleğe 12 yaşında tornavida taşıyarak başlayan biriyim. 11 yaşımda ailem beni köyümüzden Ankara’ya dayımın yanına gönderdi. Ben zannettim ki hep içimde ukde olan zanaat okuluna yazdırıldım ve orada okumaya başlayacağım. Ama ertesi gün dayımın evinde uyandığımda, ilk iş işçi tutulumlarını giyerek matbaada çalışmaya başlamak oldu. Yaşam şartları bunu gerektiriyordu. Ardından 1 sene sonra, 12 yaşımdayken babam vefat etti. Onun ölümü ile benim okuma planlarım tamamen ertelenmişti. O yıl aynı zamanda dayım ve dayımın oğlu Seyfi Ağabeyimin asansör işine girmesi vesilesi ile ben de yanlarında asansör işine başladım. Yıl 1969’du, Ankara’da Anafartalar Caddesinde bir binanın asansörleri ile bu işe başladım. Bu gün ise meslekte 50. yılımı doldurdum. Kendi şirketimi kurmam ise; askerden geldiğim yıl olan 1977 yılına tekabül eder. Kendi işimi kurduğumda, sıfırdan başlamak derler ya, işte tam anlamıyla öyleydim. Cebimde hiç param yoktu, evdeki tornavida, pense, keski gibi aletleri yanıma aldım kayınpederimin 12 metrekarelik dükkanının bir köşesinde kendime yer açarak bu işe başladım.  Sonra dayımın büyük oğlu ile bir ortaklık yapıp Merih markasının temellerini attık. O günden bu güne de 42 yıl geçmiş. 12 yaşımda başladığım bu işte yarım asırı bulan bir çalışma azmi ile hala ilk günkü heyecanımı koruyarak üretmeye devam ediyorum.

Meslek yaşamınızda sizi başarıya taşıyarak, kaderinize yön veren olaylar yaşadınız mı?

YUSUF ATİK : Asansör işine ilk girdiğimizde bakım, montaj, revizyon olarak alanlarında çalışmaya başlamıştık. Ama asıl istediğim zanaata olan ilgim ve hevesim sebebiyle üretim alanında bir şeyler yapmaktı. Böylelikle imalat alanına geçmek istedik. O dönemde role ve enversör yoktu. Hatta PTT’den çıkma rölelerle asansör yapılıyordu. Biz bu işe başlayınca ilk yerli röleleri yapanlardan olduk.  Ardından enversör ve onun ardından da kontaktör yapmaya başladık. Biz bu şekilde işlerimizi sürdürürken abonesi olduğum bir dergide Almanya’da yapılacak sektörel bir fuar olduğunu okudum. 1992 yılıydı ve Almanya’daki o fuara gitmek için gün saymaya başladım. İşte bu fuar ziyareti benim başarıma yön veren ilk olaydır. Çünkü o fuara gittiğimde benim ufkum inanılmaz açıldı. Hiç görmediğim makinaları ve üretim sistemlerini ben bu fuarda gördüm.  Örneğin o tarihte bizim kontaktör içi bir yılda ürettiğimiz bir malzemeyi, orada gördüğüm bir makina sadece bir haftada üretebiliyordu. Bunun dışında, lazer tezgahını, CNC tornaları, Punch’ları ilk kez orada gördüm. Ve kendi kendime, niye olmasın dedim? Fuar dönüşü teknoloji ve otomasyon sistemleri kurulduğunda yapamayacağımız şey olmadığını gördüm. Böylelikle düşündüm taşındım ve otomatik kapı yapmaya karar verdim. 

“BUGÜN YOKLUKLAR DÖNEMİ GERİDE KALDI”

Sizin mesleğe başladığınız dönem ile bugünü kıyaslarsanız, neler söylersiniz?

YUSUF ATİK : Benim 1969’larda mesleğe ilk başladığım yıllar sektörde teknik olarak yokluk yıllarıydı. Asansör ustaları hep yabancıydı. Türk asansör ustalarının yetişmesi en fazla bizden bir göbek öncesine dayanır. Onlardan sonra ise sektörde bizler yetişmeye başladık. Biz ustalarımızı takip edip, en doğruyu duayenlerden öğrenme şansını yakaladık. Belki o yıllarda sacmış, plastik patenmiş bunları bulmak mümkün değildi ama asansörün dilinden anlayan ustalar bulma açısında bir hayli zengin bir dönemdi. Şimdi ise sayısız malzeme ve sayısız makina var artık. Bizim başladığımız dönemde Türkiye’de yıllık bin asansör üretilmiyordu bile. Günümüzde ise ortalama 50-55 bin asansör üretiliyor. Diyebiliriz ki; bugün yokluklar dönemi geride kaldı ve sektör son 40 yılında çok iyi bir noktaya geldi. Hemen hemen imalatçılarımızın çoğu Avrupa ülkeleri de olmak kaydıyla dünyanın her yerine ihracat yapıyor. Eskiden her şey ithal gelirken şuan bizler ihracat yapıyoruz. Bugün Merih Asansör, içinde pek çok önemli Avrupa ülkesinin de yer aldığı 65 ülkeye asansör ihraç ediyor. Bu gerçekten Türk Asansör sektörünün geldiği yer açısından oldukça önemli bir kıstastır.

“PRENSİPLERİNİZ İŞİNİZİN ANAYASASI OLSUN”

Sektördeki genç firmalara, birikimlerinizden yola çıkarak neler tavsiye edersiniz?

YUSUF ATİK : Bana göre hangi alanda olursanız olun, öncelikle bir insanın belli bir iş yaparken prensipleri olmalı. Ve bu prensipler bir anayasaya sadık kalır gibi uygulamalı. Prensipleriniz işinizin anayasası olsun.  Tüm bunlardan sonra ise; işini sağlam temellere oturtabilmesi ve sürekliliği sağlayabilmesi için kurumsallık alt yapısını mutlaka ve mutlaka oluşturması şart. Biz  Merih olarak 42 yıl öncesinden kurumsal bir yapı olmanın gerekliliklerini tespit ederek, alt yapımızı buna göre kurduk. Merih’in yöneticileri de en az benim kadar kurumsallık konusunda hassaslar. Büyümenin de kaliteyi arttırmada da kilit noktası bana göre budur. 

“TEK SERMAYEM ÇALIŞMA AZMİMDİ” 

Başarınızın arkasındaki sırrı bu ilkelere sadık kalmakta arayabilir miyiz?

YUSUF ATİK : Prensiplerini uygulamak disiplin ve dürüstlüğü de beraberinde getirir. Disiplinli çalışarak dürüst olacaksın ve ne kendi hakkını yedireceksin ne de başkalarının hakkını gasp edeceksin. Başarının özü budur. Ben kırsalda yaşayan bir aileden geldim ve tek sermayem çalışma azmimdi. Çalışma azmimi yanıma alarak bu yola çıktım.  Çalışmaktan başka çarem de yoktu. Hep çalıştım, hep çalıştım. Bu iş çalışmadan olmaz.  Bir de sanayici dediğin gördüğünü hemen kapmalı, işine sahip çıkıp, yoluna hız kesmeden devam etmeli. Benim işimdeki büyümemin bir sırrı da budur. Gördüğüm teknolojiye hemen dikkat kesilir, araştırır, inceler ve kendi işime nasıl uygularım diye düşünürüm. 

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ASANSÖR FABRİKASI İNŞA EDİLECEK

MERİH Asansör’ün güncel çalışmaları ile ilgili bize neler söylersiniz?

Merih otomasyona ve yenilikçi teknolojilere önem veren bir marka. Bu alanda AR-GE ve ÜR-GE mühendislerimiz ile birlikte önemli çalışmalara imza atıyoruz. Bunun dışında TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi)  ile birlikte 6 aydır yürüttüğümüz bir inovasyon projemiz var. Şirketimizde 23 kişilik bir inovasyon ekibi kurarak, şirketin  inovasyon haritasını çıkarttık. Bu proje ile birlikte şirket içinde inovasyon kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Ayrıca, Merih deyince akla gelen kalite, güven sağlamlık ve estetik üzerine ürün geliştirmelerimiz devam ediyor. E Serisi ürünlerimiz, anti Vandal kapımız gibi pek çok yeni ürünlerimiz piyasada aranan özelliklerde . Önümüzdeki bir kaç ay içerisinde Merih Asansör çok daha farklı ürünler ve çalışmalarla kendinden bahsettirmeye devam edecek. Bunlardan en önemlisi şu an henüz zemin etütleri süren yeni bir fabrika inşaatımız var. 2020’de inşaatını hızlandıracağımız bu fabrika ile Türkiye’nin en büyük asansör fabrikasını Ankara’da kuracağız. 

MARS İLE YURT DIŞI PAZARI HEDEFLENİYOR

Merih’in 2 yıl önce kurulan MARS isimli bir markası daha bulunuyor. MARS ile yönünü yurt dışı pazarına çeviren MERİH, dış pazarda bu marka ile bilinirliğini arttırıyor.

YUSUF ATİK : Pazar olarak ufkumuzu daha da genişlettik. Fransa’ya, İngiltere’ye ve Avrupa’nın pek çok noktasına hali hazırda satışlarımız var. Ama şu an Güney Amerika, Afrika ve Rusya’da yeni Pazar çalışmalarımıza dönüşler alıyoruz. Yurt dışında bizim en çok bilinen markamız ise MARS. Biz Mars ile yurt dışı pazarlarımızda sadece kapı ve kabinlerimiz ile değil top yekün asansör sistemleri ile hizmet sunuyoruz. Burada ciddi bir ivme kazandık. MARS, MERİH’in yurt dışındaki ikinci bir markası olarak hızla yükselmeye ve bilinirliğini arttırmaya devam ediyor. 

 “MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ BİZİM OLMAZSA OLMAZIMIZ”

YUSUF ATİK : Müşteri memnuniyeti için her şikayet tek tek inceleniyor ve en ufak bir sorun için dahi AR-GE birimizin harekete geçiyor. Bizim kapı ve kabin yapmak kadar önemli bir şey varsa, o da satış sonrası hizmetlerimizdir. Biz, bir ürünü sattıktan sonra mutlaka takibini yaparak, ne gibi sorunlar var, eksikleri var mı ya da ürün ile ilgili yeni talepler var mı bunları tek tek inceleriz. Sıkıntı tek bir vida ile ilgili dahi olsa, konu ile ilgili çalışan tüm birimlerimiz sorunun çözümü için hemen harekete geçer. Hatta kullanıcı hatasından kaynaklı bir sorun dahi olsa yerinde inceleme ve destek için bir ekibimizin asansörün kurulduğu binaya kadar gidip hizmet verdiği de oluyor. Müşteri memnuniyeti bizim olmazsa olmazımız.

“FEDERASYONDA KENDİ ÖZÜMDEN VEREREK GÖNÜLLÜ OLARAK ÇALIŞIYORUM”

İki önemli yöneticiliği bir arada yürütüyorsunuz. Zaman zaman zorluklar yaşadığınız oluyor mu?

YUSUF ATİK: Tabi bazı zorluklar oluyor elbet ama benim her zaman söylediğim bir deyiş vardır; “elma ile armut aynı sepete girmez. Elmanın sepeti ayrıdır, armudun sepeti ayrıdır”. Ben işimdeyken işimi düşünürüm, federasyona geçtiğim zaman da federasyonu düşünürüm. Ama maalesef bizim sektörümüz henüz bunu çözemedi. Bu yüzden benden çok bu iki görevi birbirine karıştıranlar için zorluklar oluyor tahminimce. Yoksa benim için herhangi bir zorluğu ve sıkıntısı yok. Ben federasyonun başındayken fedarasyonun çıkarlarını sonuna kadar savunurum ama şirketimin başına geçtiğim zaman da şirketimin haklarını sonuna kadar savunurum. İkisinin yeri farklıdır. Federasyonda kendi özümden vererek gönüllü olarak çalışıyorum, diğerinde ise rızkım için çalışıyorum. Federasyonun kurucularından biri olarak ben bu yapıya gönül vermişim. Bu gönül bağı da benim için çok kıymetli. Bunun açıkça bilinmesini isterim. 

“SEÇİM ŞU AN BENİM GÜNDEMİMDE YOK”

Haziran 2019’da yapılması planlanan ASFED yönetim seçimlerinde Başkanlık için yeniden aday olacak mısınız?

YUSUF ATİK : Seçim şu an benim gündemimde yok. Federasyonun gündeminde de yok. ASFED’in gündeminde şu an çok iyi bir örnek teşkil eden eğitim çalışmaları var. İsmimizin önüne alacağımız “Türkiye” ibaresi konuları var. Allah’ın izniyle Türkiye’nin her ilinde ASFED’in Milli eğitim bakanlığı ile imzaladığı protokol gereği Mesleki ve Teknik Lise bölümlerinde bir asansör bölümü açılacak. Yakında ASFED “Türkiye Asansör Sanayicileri Federasyonu” olarak anılacak. Açıkçası bu işler, bizim seçim gündemimizin önüne geçiyor. Sektör olarak öncelikli olarak kafamızı yoracağımız meseleler bunlar. 

“DERNEKÇİLİK BİR BEDEL ÖDEMEKTİR”

Atik, sektörde dernekleri ve federasyonu kulaktan dolma bilgilerle eleştiren bir kesimin varlığından da bahsederek, bu konuda ASFED üyeleri adına duydukları rahatsızlığı da dile getirdi.

YUSUF ATİK: ASFED bünyesindeki 16 dernek ile birlikte aktif olarak sektörde faaliyet gösteren çatı kuruluşumuzdur. Bu sektörel bir güç birliğidir. Gerek federasyonlar gerekse dernekler artık dünyada en önemli sivil toplum yapılanmalarıdır. Ama ne yazık ki sektör olarak bu gücün farkında değiliz ve bu birliğin gücünden yeterince faydalanamıyoruz. Burada iki ayrı eleştirim olacak. Birincisi bazı firmalar, derneğe üye oluyor ama hiç bir toplantıya ya da faaliyete katılmıyor. İkincisi ise; hiç üye olmayıp kulaktan dolma bilgilerle dernekleri eleştirenler var. Burada şu bilinmelidir ki; dernekçilik kendi işinden ve zamanından feragat ederek bir bedel ödemektir. Bu bedeli ödemeden eleştiri yapmak ise büyük haksızlıktır. Açıkçası ben en çok bu bakış açısını anlamakta zorlanıyorum. Ben herkesi derneklere ve federasyonumuza destek vermeye davet ediyorum. Bu kendi firmalarının zararına değil tam tersine yararına olacaktır.

“ARTIK BİRLİK OLMA ZAMANIDIR”

“ASANSÖR STRATEJİK SEKTÖR OLMALI”

ASFED’in uzun süredir Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteği ile gündeme getirdiği “Asansörde Türkiye Markası” çalışmaları üzerine de konuşan Atik, konu ile ilgili sektör paydaşlarına düşen görevleri hatırlattı.

YUSUF ATİK: Asansör ve yürüyen merdiven sektöründeki arkadaşlarımın şunu iyi bilmesi lazım ki artık birlik olma zamanıdır. Birleşmezsek yok olma zamanımız hemen hemen geldi sayılır. Küresel firmalar hepimizi yutacak güçteler. Türkiye’de asansör ve yürüyen merdiven pazarı açısından çok büyük bir potansiyel var. Türkiye’de neredeyse Avrupa’nın 4-5 katı asansör yapılıyor. Dünyadaki özel ve büyük projeler Türkiye’den çıkıyor. Dolayısıyla küresel markalar ülkemizdeki pazara çok önem veriyorlar. Ama biz yerli markalar günü kurtarma telaşıyla önemli detayları atlıyoruz. Bizim federasyon olarak amacımız; asansör sektörünü Türkiye’deki stratejik sektörler vasfına alınmasını sağlamak. Bundan 50 yıl önce Türkiye’de neredeyse hiç asansör yoktu. Binalar, iki üç katlıydı. Şuan da Türkiye’de 50-60 katlı binalar yapılıyor. Engelli, yaşlı ve hasta vatandaşlar için ise tek katlı pek çok binada dahi asansör zorunluluğu bulunuyor. Bunları düşününce asansör hayatın içinde her zaman var olacak Türkiye ekonomisine can suyu olacak bir sektör. Asansör insan hayatında olmazsa olmazıdır. Bu sebeple asansör sektörünün stratejik sektörler kapsamında değerlendirilmesi için federasyon olarak çalışmalarımızı hızla sürdürmeye devam edeceğiz.  

“50 YILDIR DEĞİŞMEYEN BİR ÇALIŞMA TEMPOM VAR”

Yöneticiliğinizi değerlendirdiğinizde kendinizi nasıl yorumlarsınız? 

YUSUF ATİK: Ben patrondan ziyade çalışanlarımın babası olmaya gayret eden birisiyim. Tabi çalışanlara sormak lazım ama bana göre zor bir patron değilim. Biraz ince eler sık dokurum, kolay kolay beğenmem belki de en zor özelliğim olarak tez canlı olmam konusunda kendimi eleştirebilirim. Bir şey istediğim zaman onun hemen orada çözülmesini isterim. Çalıştığım insanda öncelikle dürüstlük ararım, çalışkanlık ararım. 50 yıldır değişmeyen bir çalışma tempom var. Sabah erkenden gelirim, işimin başında olurum, fabrikayı gezer işçilerimle hemhal ederim. Kimin ne sıkıntısı var bizzat bilirim, ne yapar da o çalışanımın kafasını rahatlatırım bunu kendime dert edinirim.  50 yıldır da sıkılmadan yorulmadan bu işimi yapmaya devam ediyorum. 

ASFED Basın #EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ #GÜNDEM HABER #HABERLER #ÖZEL DOSYA #SEKTÖR HABER #SON HABERLER

10 YIL İÇİNDE TÜRKİYE’DE YERLİ ASANSÖR MARKASI KALMAYACAK

ASFED HABER

HABER-FOTO: YELİZ KARAKÜTÜK

10 YIL İÇİNDE TÜRKİYE’DE YERLİ ASANSÖR MARKASI KALMAYACAK

Asansör Sanayicileri Federasyonu (ASFED)’nun, Ekim 2018’de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile yaptığı görüşmeler neticesinde “Asansörde Türkiye Markası” üzerine sektörde yoğun bir çalışma başladı. Konu ile ilgili sektörde faaliyet gösteren tüm dernekleri bilgilendirerek görüşlerini isteyen ASFED, bünyesinde oluşturduğu bir çalışma grubu ile de 4 ay süren yoğun bir araştırma yaptı. Araştırma neticesinde ortaya çıkan sektör raporunun sonuçları ise hayli dikkat çekici. Raporun en çarpıcı sonucu ise; küresel markalar altında gün geçtikçe yok olma süreci hızlanan yerli markaların, 10 yıl içerinde yavaş yavaş yok olacağına dair. Bu gerçeği önemli kaynaklar ve verilere dayandıran ASFED raporuna göre; yerli markalar birleşip küresel bir Türkiye markası oluşturmadığı sürece, Cumhuriyet ile yaşıt Türk asansör sektörü yerini küresel yabancı markaların eline teslim edecek.

DÜNYADA KÂRLILIK ORANI EN YÜKSEK SEKTÖR

ASFED, asansörde yerli sermayenin gücü ile bir Türkiye markası ortaya çıkartmak için konu ile ilgili pek çok kurum ve kuruluş ile bağlantılı bir veri tabanı hazırladı. Buna göre; asansör ve yürüyen merdiven sektörünün ortalama kârlılık oranı, dünya kârlılık oranı ortalamasının 2 ile 3 kat üzerinde yer alıyor. Dünya asansör ve yürüyen merdiven pazar büyüklüğü için farklı hesaplamalar ve tahminler yer almak ile birlikte Credit Suisse raporuna göre 2016’daki dünya pazar payı 61.000.000.000 EURO seviyesindedir. Dikkat çekici olan ise asansör ve yürüyen merdiven sektörünün ortalama kârlılık oranının, internet yazılımları, yarı iletken ekipmanları, eğlence yazılımları, sistem ve uygulama yazılımları, bilgisayar ve bilgisayar parçaları, ilaç üretimi, haberleşme ekipmanları, bilgi sitemleri, biyoteknoloji gibi yüksek kârlılık ve yüksek teknoloji barındıran sektörlerin oranına yakın ve eşit olması.

YERLİ FİRMALAR YOK OLMA TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYA

Dünyada oldukça büyük bir pazar payına sahip olan asansör ve yürüyen merdiven  sektöründen en büyük payı ise dünya devi 5 büyük küresel marka alıyor. Verilere göre; bu beş büyük küresel markanın dünya pazarındaki toplam payı %70 olarak kabul ediliyor. Türkiye’de asansör pazarında da oldukça etkili olan küresel sermaye markalarının en önemli özelliği ise; bir çoğunun 100 yıl gibi bir geçmişe sahip olmaları ile birlikte kurdukları etkili dağıtım ağı. Bu da sektöre yeni rakiplerin girmesini engellerken, kendilerine rakip olma potansiyeli olan bir çok yerli firmayı da satın alarak büyümeye devam etmelerini sağlıyor. Yerli imalat ve montaj firmalarının bir çoğu üretimden, montaj, bakım ve revizyon alanına kadar her alanda küresel markaların baskısı altında ayakta kalma mücadelesi veriyor. Gelecek 10 yıl içerinde bu sürecin hızlanacağı ve yavaş yavaş yerli asansör markalarının yerini tamamen küresel markalara bırakacağı da sunulan görüşler arasında. Rapordaki açıklamada; “Bir çok sektörde de aynı şeyin yaşandığını örneklerle görülebilir. En basiti, mahalle bakkallarının ve bölgesel zincir marketlerinin yerini artık ulusal düzeyde örgütlenmiş marketlere bırakmış olması ya bireysel otellerden, zincir otellere geçiş yapılıyor olması buna en iyi örnektir. Hemen her sektörde büyük küresel markaların küçük markaları satın alarak yerli pazarı bir nevi yok ettiği gerçeği, 10 yıl içerisinde asansör sektöründe de yaşanacaktır” vurgusu yapılıyor.

ELDE EDİLEN KARIN %72’Sİ BAKIM VE TAMİRDEN

Rapordan edinilen bilgiye göre; dünyada en yüksek kârlılık oranına sahip olan sektörlerden birisi olan asansör, bu kârın %72’sini bakım ve tamir işlerinden elde ediyor. Beş büyük küresel markanın hasılat rakamları incelendiğinde; cirolarının %53 oranındaki kısmı yeni asansör ve yürüyen merdiven satışı ile modernizasyon işlerinden sağlanırken; sektör içindeki kârlılık oranlarının kaynağını %72 ile bakım ve tamir oluşturuyor. Bu da şu demek oluyor ki; sektör neredeyse sıfır kâr ile yeni asansör ve yürüyen merdiven satarak, asıl iş olarak bakım ve tamir faaliyetlerinden kâr elde ediyor. Günümüzde pek çok küresel markanın yerli asansör firmalarının yarışamayacağı fiyatlara, bakım-tamir faaliyetlerini satın aldığı gerçeği de, ileri de yerli asansör firmalarını nasıl bir gelecek beklediğinin göstergesi.

İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN YABANCI MARKA TERCİHİ YERLİYİ BİTİRİYOR

ASFED raporunda; yerli markaların gelecekte yok olma tehlikesi ile ilgili olarak  ele alınan en önemli sebeplerden birisi de, bilinirlikleri sebebiyle küresel asansör markalarının inşaat sektöründe her geçen gün artan bir oranda tercih edilmesi olarak gösteriliyor. Havaalanları, metro istasyonları, alış veriş merkezleri, dört yıldız ve üzeri oteller, özel hastaneler gibi pek çok alanda neredeyse hiç bir yerli üretim asansörün kullanılmadığı görülüyor. Tüm bunların sonucunda; küresel yabancı markaların pazar payı artarken, asansörün aylık bakım/onarım maliyetini karşılamak zorunda kalan bina maliklerinin ödeyecekleri aylık bakım ücretleri, yerli asansörlerin bakım ücretlerinin 3 ile 5 katı üzerine çıktığı da görülüyor.

ATİK : “Asansörde küresel bir Türkiye markası milli bir meseledir”

ASFED YÖNETİM KURULU BAŞKANI
YUSUF ATİK

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın girişimleri ve desteği ile asansörde küresel bir Türkiye markası çalışmaların hızlandırılması üzerine konuşan Asansör Sanayicileri Federasyonu (ASFED)Yönetim Kurulu Başkan Yusuf Atik, konunun milli bir mesele olduğunu söyledi. Atik; “Asansörde çıkartacağımız yerli bir küresel marka Türkiye ekonomisi için oldukça önemli bir katkı sağlayacaktır. Raporumuzda da geçen sektörün pazar payına ve kârlılık oranına baktığınızda, asansör ve yürüyen merdiven sanayisi Türkiye ekonomisinin geleceğidir. Oluşturulacak küresel bir yerli markaya tüm kamu kuruluş ve özel sektörün inşası aşamasında destek verilerek milli bir mesele olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Nasıl ki yerli otomobil, yerli cep telefon, yerli savunma sanayine sahip çıkıyorsak yerli bir asansör ve yürüyen merdiven sanayisine de aynı oranda sahip çıkmalıyız” dedi.

ATİK: “Tek eksiğimiz bir araya gelerek bir ortaklık kültürü kurmak”

ASFED YÖNETİM KURULU BAŞKANI YUSUF ATİK

Asansör Sanayicileri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Atik, yerli küresel bir asansör markası için Türk asansör sektörünün her türlü alt yapıya sahip olduğunun da altını çizdi. Atik; “Türk asansör ve yürüyen merdiven sektörü, tüm parçalarını üretebilen bir alt yapıya sahiptir. Türkiye, dört bir yanında kurulu pek çok yerli asansör fabrikası ve yetişmiş pek çok donanımlı mühendise sahiptir. Tek eksiğimiz bir araya gelerek bir ortaklık kültürü kurmak. Güçlerimizi birleştirebilirsek dünya pazarında yerli ve küresel bir asansör markası ile yok olmak yerine, varlığımızı arttırabiliriz”, dedi.

ASFED RAPORUNU BAKANLIĞA SUNDU ASFED tüm bu görüşler ile birlikte, küresel bir yerli marka için belirlediği yol haritası önerilerini değerlendirdiği raporu; ASFED Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Atik başkanlığındaki bir heyet ile 24 Ocak 2019 günü Bakan Yardımcısı ve Sanayi Verimlilik Genel Müdür Dr. Halil İbrahim Çetin’e takdim etti.

ASFED Basın #BAŞKANDAN

BAŞKAN’DAN KASIM-ARALIK 2018 DEĞERLENDİRMESİ

Değerli meslektaşlarım,

2019 yılına girmek üzere olduğumuz bu günlerde Asansör Sanayicileri Federasyonu başkanı olarak 2018 yılında ne yaptığımızı, yani geçen bir yılın hesabını siz değerli meslektaşlarıma vermek istiyorum.

Öncelikle, bütün çalışmalarımızda ve kararlarımızda sektörün menfaatine uygun olanı yapmaya gayret ettiğimizin bilinmesini isterim.

Yerli asansörcüleri bir araya toplamak, bir arada tutmak, mesleki gelişme ve dayanışmalarını sağlama yönündeki çalışmalarımıza devam ettik. Sektörümüzün ilişkide olduğu bakanlıkla ve diğer kamu kuruluşları ile yakın işbirliği içinde olduk. Sektördeki ve ülkemizdeki gelişmelere ilişkin basın açıklamaları yaptık. Sosyal sorumluluk projeleri yaptık ve yapılanlara destek olduk.

Meslektaşlarımızın, mevzuat, ihaleler ve diğer uygulamalardan kaynaklanan sorunlarını ve şikâyetlerini gidermek için girişimlerde bulunmaya devam ettik.

Yusuf Atik ASFED Başkanı

Bir asansör farkındalığı yaratmak, kamuoyu oluşturmak, sektörün sesi ve vitrini olmasını sağlamak ve federasyonumuza gelir temin etmek amacıyla çıkardığımız derginin olumlu yankıları oldu. Bu dergiye reklam için ayırdığımız kaynağın yine sektöre harcanıyor olması nedeniyle firmalarımızın dergiye daha çok destek olmalarını istiyor ve bekliyorum.

2018 yılında eğitime çok önem verdik. Uzun vadede getirisi en yüksek olan yatırımın eğitime yapılan yatırım olduğuna inanıyorum. Sektörümüzün kaliteli, katma değeri yüksek mallar üretebilmesi, montaj bakım ve onarımların zamanında ve doğru yapılabilmesi için eğitimli insana ihtiyacımız var. Hızla gelişen ve değişen teknolojilere uyum sağlayabilecek asansörcüler yetiştirmemiz gerekiyor.

Meslek Liselerinde “Asansör Sistemleri” bölümleri açılabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile federasyonumuz arasında 28 Mart 2018 tarihinde protokol imzaladık. Pilot şehir olarak seçilen Eskişehir’deki okul binasının atölye kurulum çalışmaları başladı. Kayseri’deki okulla ilgili çalışmalarımız sürüyor.

Sektörün nitelikli eleman ihtiyacını giderecek olan okullarımıza sektör mensuplarının verdiği desteklerin ve ilginin beni çok memnun ettiğini söylemek istiyorum.

Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile Asansör Sanayicileri Federasyonu (ASFED) arasında imzalanan protokol gereği Ankara Yenimahalle Şehit Mehmet Şengül Mesleki ve Teknik Anadolu lisesi bünyesinde kurulan “Merih Asansör Akademi” 25 Ekim 2018 tarihinde törenle açıldı. Merih Asansör Akademi’de öğrenciler teorik eğitimin yanı sıra ağırlıkla uygulamalı eğitim de alacaklar.

Organize sanayi bölgelerinde kurulması düşünülen teknik kolejler bünyesinde de asansör bölümleri açmak istiyoruz.

İtfaiyeciler için asansörde kurtarma eğitimleri vermeye başladık. İlkini Ankara’da verdiğimiz eğitimleri diğer bölgelerde de vereceğiz.

Federasyon olarak bütün meslektaşlarımızla birlikte hareket ederek sorunlarımızın çözülmesi, sektörümüzün gelişmesi ve büyümesi için çalışmalar yapacağız. Bu çalışmalar ve yapacağımız tanıtımlarla, yurtiçinde ve yurtdışındaki pazarda hak ettiğimiz yeri alacağımıza inanıyorum.

Bireysel olarak çözülmesi mümkün olmayan sorunları birlikte çözmek için bir federasyon kurduk. Öyleyse gelin birlik olalım. Güçlü bir federasyon için daha çok katkı, ilgi ve desteğe ihtiyacımız var.

Hepinize hayırlısından bol kazançlı sağlıklı ve huzurlu bir yıl diliyorum.

YUSUF ATİK

ASFED YÖNETİM KURULU BAŞKANI

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ #HABERLER #RÖPOTAJ #SEKTÖR HABER

“ASANSÖR ÜRETİCİLERİ İLE İŞ VE GÜÇ BİRLİĞİ ÇALIŞMALARIMIZ ARTACAK”

Her türlü ürün ve mamüllerle ilgili usul ve hizmetlerin standardının belirlenmesinde Türkiye’nin tek yetkili kuruluşu olan Türk Standardları Enstitüsü’nde yeni bir dönem başladı. Yeni dönemin mimarı olarak Türk Standardları Enstitüsü’nün Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Prof. Dr. Adem Şahin ile hem TSE’yi hem de TSE’nin asansör sektörü için önemini konuştuk. Tüm sorularımızı içtenlikle cevaplayan Şahin, farklı bir bakış açısı ile TSE’nin yeni vizyonundan, asansör sektöründe yapılması gereken düzenlemelere kadar pek çok konuya değindi.

TSE Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin, önemli bir akademik kariyere sahip. Araştırma görevlisi olarak başlayan kariyeri, seneler içerisinde TOBB Üniversitesi’nin Rektörlüğü’ne kadar uzanan başarılı bir çizgide devam etmiş. Kuşkusuz Şahin’in bu akademik kimliği ve deneyimleri TSE’ye yeni bir vizyon ve yeni çalışma prensipleri getirecektir. Nitekim dergimize yaptığı açıklamalarda da; TSE’nin sürekli araştıran, inceleyen, sorgulayan bir yapı ile “teknik bir üniversite” ve “bilim merkezi” şeklinde çalışacağını ifade etti.

“TSE’yi sanayi kesimi ile Daha fazla konuşur hale getireceğiz”

Geçmişteki akademik kariyeriniz ile birlikte ele aldığınızda Türk Standardları Enstitüsü’nü sizin başkanlığınızda nasıl bir yeni dönem bekliyor?

TSE, 46 delegeye sahip bir Genel Kurulu olan ve Başkanı ile Yönetim Kurulu bu Genel Kurul tarafından seçilen bir kurum. Kurumu temsile yetkili bir Başkanlık makamı olsa da, sonuçta bir Yönetim Kurulu var. Dolaysıyla kurumu TSE’nin Yönetim Kurulu ile birlikte yöneteceğiz. Sadece Yönetim Kurulu da değil, TSE’nin 2000 çalışanı mevcut. Bu demek oluyor ki; benim burada 2000 çalışma arkadaşım var ve TSE’yi onlarla beraber yöneteceğiz. Dolayısıyla bizim yeni dönemde en büyük hedefimiz; TSE’yi en büyük paydaşı olan sanayi kesimi ile daha çok konuşur hale getirmek. İkincisi de; kendi yapımız içinde uyumlu bir takım gibi organize olmayı temin etmek. Bu iki ana başlık benim TSE için yapabileceğim en büyük katkı olabilir.

“Avrupa’da standart hazırlanan atölyelerde daha etkin rol almalıyız”

TSE’nin ilgili muhatabı olan sanayici ile daha fazla konuşur hale gelmesi ve çalışanları ile organize bir ekip çalışması halinde hareket etmesi, Enstitü’de yeni bir yapılanmaya da işaret ediyor. Şahin bu konudaki açıklamalarında, asansör sektörünün en önemli gündem konularından olan standartların belirlenmesi konusunda da  dikkat çekici noktalara değindi.

ŞAHİN: TSE Türkiye’nin eski kurumlarından birisidir. Çok fazla yetişmiş teknik personeli var. Bu personelin iyi  sevk ve idare edildiği zaman her anlamda ilgili muhataplarına ciddi katkılar sunacağına inanıyorum. Dolayısıyla ekip arkadaşlarımızla TSE’yi; kamu yararının en üst seviyede tutulduğu, kendi teknik bilgi ve birikimlerimizin sanayicimizin lehine kullanıldığı bir yere doğru götürmeye çalışacağız. Bizim buradaki en büyük misyonumuz budur. Kamuda artık yeni bir yapılanma döneminden bahsediliyor. Elbette bu dönemde TSE’de dünyada gelişen alanları dikkate alarak kendi organizasyonunda bazı değişikliklere gidecektir. Örnek veriyorum önceden standart hazırlama daha ağırlıklı bir yapı iken, şimdi Piyasa Gözetim Denetimi daha ağırlıklı bir yapıya dönüşüyor. Belgelendirme ve muayene daha ağırlıklı hale geliyor. İthalatın denetimi, testler, deneyler v.s. ayrı bir alan olarak gündeme geliyor. Dolayısıyla bu yeni alanlarda daha fazla söz sahibi olabilir miyiz diye bakacağız. Bir diğer konu; artık standartlar ülkelerde kapalı kapılar ardında hazırlanmıyor. Malların serbest dolaşımı ile global bir pazar yapısı esas alınıyor. Mesela bir Avrupa Birliği standardından bahsettiğimizde, biz de Gümrük Birliği Anlaşması uyarınca, o standartları  Türk Standardı haline dönüştürüp, uyum sağlamaya çalışıyoruz. O zaman, bizim sanayimizin artık, Türkiye’deki standart hazırlanan atölyelerde değil, Avrupa’da standart hazırlanan atölyelerde daha etkin rol alması ve  iştirak etmesi gerekiyor. Bizim sanayicimizi bu durumdan haberdar ederek  karşılıklı bu etkileşimi sağlamamız gerekiyor.

“TSE’yi teknik üniversite şeklinde çalıştırmalıyız”

Prof. Dr. Adem Şahin; kamuda başlayan yeniden yapılanma sürecinde, TSE’nin de kendi payına düşeni yapacağını ifade etti. Prof. Dr. Adem Şahin bu doğrultuda daha bilimsel bir yapı ile TSE’nin aynı zamanda “teknik bir üniversite” şeklinde çalışmasını arzu ettiğini  de söyledi.

ŞAHİN: Uyumlu olmamız gereken dünya standartları ile birlikte bizim bir kültürel coğrafyamız, inanç coğrafyamız ve ekonomik coğrafyamız var. Biz ülke olarak bu coğrafyalarla da etkileşim halindeyiz. Yani Ortadoğu, Afrika ve Avrasya bölgesi gibi… Bize yakın bu coğrafyalarda, işe bu bölgelerden çok önce başlamış bir “abi” rolünü üstlenerek yol gösterici olmamız gerekiyor. Ülkemizdeki birikmiş teknik tecrübeyi, oradaki kurumsal yapılanmalara da taşımamız icap ediyor. TSE’nin yeniden yapılanması dediğimiz zaman laboratuvar alt yapısını güncellememiz gerekiyor. Yeni projelerin gözetim ve denetiminde söz sahibi olmamız gerekiyor. Onlara hazırlıklı olmamız gerekiyor. Belki de; TSE’yi aynı zamanda teknik üniversite şeklinde çalıştırmamız gerekiyor. Bize kısmet olur mu bilmiyorum ama bizler niyet olarak yola çıktık ve bu yönde de bir alt yapı hazırlayacağız. 

Yeni dönemde TSE’de farklı standardizasyon çalışmaları veya mevcut uygulamalarla ilgili çalışmalar olacak mı? 

Yüksek Planlama Kurulu’nca kabul edilerek, Resmi Gazete’nin 3 Mart 2017 tarihli ve 29996 sayılı nüshasında yayımlanan ‘Ulusal Standardizasyon Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2017-2020), ülkemizin standardizasyon alanında ilk temel strateji dokümanı olma niteliği taşımaktadır. 

“Tüm paydaşların standart hazırlama sürecine etkin bir şekilde katıldığı, standartları uygulamayı ilke edinmiş, küresel alanda belirleyici ve söz sahibi bir ülke olmak” vizyonu ile hazırlanan strateji belgesinin içeriği yeni dönemde standardizasyona dair ülkemizde nasıl bir çalışma yapılacağı ve ne şekilde değişikliklerin bizleri beklediğine dair önemli ipuçları vermektedir. Bu Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile standardizasyonun tanımı, faydaları, ülkemizdeki standart hazırlama süreci, ulusal ve bölgesel standart kuruluşları ile ülkemizdeki standardizasyon sisteminin mevcut durumu belirtilmiş, ülkemizin standardizasyon sistemini daha ileriye taşımak için yapılması gerekenler 4 hedef ve bu hedeflere ulaşmak için gerçekleştirilmesi gereken 21 eylem altında toplanmıştır.

Biraz önce de söylediğimiz gibi;  özellikle ülke sanayicilerimizin standardizasyon çalışmalarına etkin katılımlarını sağlamak yeni dönemdeki en önemli hedeflerimizden biridir. Böylece sanayicimiz stratejik bir araç olarak standart ve standardizasyonu kullanarak dünya ölçeğindeki ticarette hem kendisine hem de ülkemize önemli bir avantaj sağlayacaktır. Strateji belgesi ve eylem planı çerçevesinde öncelikle; standart hazırlama süreçlerine ülkemiz sanayicisinin katılımının artırılmasına yönelik Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile bir işbirliği protokolü imzalanmış olup önümüzdeki dönemde Türkiye’nin uluslararası standardizasyon faaliyetlerinde etkinliğinin artırılması için sanayicilerimiz ile birebir çalışılacaktır.

TSE yerli üretimi ve yerli sanayiciyi destekleme konusunda herhangi bir çalışma yapıyor mu? Bu konuda görüşleriniz nelerdir? 

Yerli firmalarımızın her alanda ulusal ve uluslararası piyasada rekabet gücünü artıracak uygunluk değerlendirme faaliyetlerimiz artarak devam etmektedir. Aynı şekilde bu ihtiyacı TÜRKAK akreditasyon kapsamımızı her geçen gün güncellemekteyiz. Yerli üreticimizin bize özgü olan milli standartların hazırlanması safhasına; gerek çalışma gruplarına katılımları gerekse mütalaa süreçlerinde görüşlerini sunmaları suretiyle dahil olmaları mümkündür. Burada asıl önemli olan küresel rekabet ortamında uluslararası standartların hazırlık sürecine müdahil olarak milli üretim kabiliyetlerimize aykırı teknik bir engelin çıkmaması için gayret etmektir. 

TSE olarak tam üyesi bulunduğumuz CEN (Avrupa Standardizasyon Komitesi) tarafından yayınlanan “EN” standartları asansör sektörü için de uluslararası ticarette ortak dil olarak kabul edilmektedir. Tam üyesi olmamız hasebiyle ilgili çalışmalarda söz sahibiyiz fakat asansör sektörünün de teknik ekibi ile Ayna Komitelerimizde yer alarak bu davayı kendileri sahiplenmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla asansör sektörünün de bu yerli ve milli dava konusuna sahip çıkarak ayna teknik komitelerde daha fazla söz sahibi olması gereklidir.

Sanayicimizin oyunun kuralları yazılırken kural yazanlardan olma şansına sahiptir. TSE olarak bu yolu açık tutmak için gerekli tüm prosedür ve şartları yerine getirmekteyiz. Bir yandan da sanayicimizin ayna komite çalışma ortamını iyileştirmek için bilişim alt yapısı projesi çalışmalarını sürdürmekteyiz.

“Strateji belgesi ve eylem planı çerçevesinde öncelikle; standart hazırlama sürelerine ülkemiz sanayicisinin katılımının artırılmasına yönelik Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile bir işbirliği protokolü imzalanmış olup önümüzdeki dönemde Türkiye’nin uluslararası standardizasyon faaliyetlerinde etkinliğinin artırılması için sanayicilerimiz ile birebir çalışılacaktır”

ASANSÖRLERİN İLK MUAYENELERİ TSE TARAFINDAN YAPILABİLİR Mİ?

Sanayi Bakanlığı ile TSE arasında PGD kapsamında yapılan muayene  protokolü gibi bir protokol düzenlenerek, kullanıma açılmadan önceki ilk muayenelerin tamamının TSE tarafından değerlendirilebilir mi? 

Öncelikle asansör üreticilerinin ve monte edenlerinin dikkat etmesi gereken konu, bir ürünü piyasaya arz ederken, ürünü o tarihte yürürlükte olan yasal mevzuatın ve standartların gereklerini karşılayacak şekilde üretmiş olmalarıdır. Enstitümüz tarafından gerçekleştirilen periyodik kontrol ve PGD kapsamında yapılan test ve muayenelerde, yasal mevzuat ve standartlar temel alınarak oluşturulan kontrol listeleri kullanılmaktadır. 

Sektörde TSE standartları ve PGD standartları gibi farklı kavramlarının oluşmasının sebebi maalesef firmalarımızın standart ve yönetmelikleri tam olarak bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. PGD faaliyetleri; asansörlerin piyasaya arzı için gereklerin tanımlanmış olduğu Asansör Yönetmeliği çerçevesinde yapılmaktadır. TSE standardı denilen standartlar da zaten aynı yönetmeliğin zorunlu tuttuğu, harmonize standartlardır. Yani kontrol kriterleri temelde aynı standartlardır.

Enstitümüz asansörlerin tescil öncesi ilk periyodik kontrollerini ülkemiz genelinde yaygın organizasyon ağı ile kamu menfaati gözeterek yapabilecek altyapı ve deneyime sahip olup, bir kamu kurumu olması sebebiyle vatandaşlarımızın güvenerek hizmet alabilecekleri A tipi akredite muayene kuruluşudur. Asansörlerin servise verilmeden önce ilk muayenelerin tamamının TSE tarafından yapılması tabii ki sektörde birçok farklı uygulama ve problemi ortadan kaldıracaktır. Ancak bu konuda karar verici makam Enstitümüz değildir. 

ULUSLARARASI KOMİTELERDE DAHA FAZLA SÖZ HAKKINA SAHİP OLMAK MÜMKÜN

ISO-Uluslararası Standartlar Teşkilatı’ndaki teknik oylamalarda, standartlar belirlenme aşamasındayken, sektörün daha etkin rol alması için ne gibi çalışmalar yapılabilir?

ISO – Uluslararası Standartlar Teşkilatı’nda teknik oylamalarda ağırlıklı oy yöntemi kullanılmadan, tüm üye ülkeler eşit oy hakkına sahiptir. Ancak; CEN (Avrupa Standardizasyon Komitesi) ‘nde % 12’den fazla oy oranına sahip olduğumuz bir standardizasyon kuruluşudur. CEN (Avrupa Standardizasyon Komitesi), Avrupa Birliği’nin CENELEC ve ETSI ile birlikte 3 resmi standart kuruluşundan biridir.   

Bildiğiniz gibi TSE, 2012 yılından beri CEN (Avrupa Standardizasyon Komitesi) tam üyesidir. Bu üyelikle; Avrupa’da standartlar hazırlanırken taslak dokümanlara erişip, çalışmalara katılım sağlayabilmekteyiz. Yapılan çalışmalara katılım sağlandığı takdirde ülkemizdeki asansör sektörünün bilgisini bu taslaklara yön vermede kullanabilmekteyiz. 

Avrupa’da, “CEN/TC 10 – Lifts, escalators and moving walks” ve uluslararası düzeyde “ISO/TC 178- Lifts, escalators and moving walks” Teknik Komitelerinin çalışmalarını ülkemizde “MTC088: Asansörler, yürüyen merdivenler ve yürüyen bantlar” Ayna Komitemiz marifetiyle takip etmekteyiz. 

Ayna Komitemizi daha aktif hale getirmek ve ülkemiz asansör sektörünün görüşlerini oluşturabilmek için ilk adımda ASFED tarafından ilgili CEN ve ISO teknik komiteleri incelenmeli; bu komitelerin alt komiteleri ve çalışma gruplarında çalışacak, konusunda deneyimli İngilizce bilen uzmanlar belirlenerek MTC088 üyesi yapılmalıdır. Bu uzmanların katkıları ile taslaklar daha hazırlanırken sektörün farkındalığı arttırılacağı gibi değişiklikler hakkında görüşler de oluşturulabilecektir. 

Böylece standardizasyonda proaktif bir yaklaşım sergilenerek sanayicilerimizin yeni hazırlanan standartlarla ilgili bilgilere önceden sahip olmaları söz konusu olacak, bu da firmalarımızın üretimlerinde yeni standartlara göre gerekli teknik düzenlemeleri yapabilmelerine imkân sağlayacaktır.

AYNA KOMİTELER GÜÇLENMELİ

ŞAHİN: Asansör sektöründe standardizasyon faaliyetlerine sanayicimizin katkıda bulunabileceği en önemli platform daha önce de bahsettiğimiz gibi Ayna Komitelerdir. Ayna Komiteler sayesinde, ulusal, bölgesel veya uluslararası tüm standartlara, henüz hazırlanma aşamasındayken konu ile ilgili tüm paydaşların görüşlerinin alınması ve bu görüşlerin standartlara yansıtılması sağlanabilmektedir. ISO ve CEN gibi dünyanın en büyük uluslararası ve bölgesel iki standardizasyon kuruluşuna tam üye olan ülkemizde maalesef uluslararası standardizasyon çalışmalarına katılım seviyesi son derece yetersizdir.  Bu durum, özellikle EN standartlarının hazırlık aşamalarında ülke görüşümüzün doğru yansıtılamamasına ve sanayicimizin ekonomik pazardaki pastadan hak ettiği payı alamamasına sebep olmaktadır. 

Asansör sektörü ile ilgili standartların Türkçeye çevrilmesi konusunda teknik terimlerin yanlış kullanımı ve çevirisi sebebiyle piyasada sıkıntılar yaşanabilmektedir. Bu konuda yaşanan sıkıntıların önüne geçmek için Federasyonumuz ve TSE birlikte bir çalışma yapması için ne gibi adımlar atılabilir?

CEN üyeliği gereği, kabul edilen EN standartlarını altı ay içerisinde yayımlamak mecburiyetindeyiz. Bu aşamayı hızlandırmak için ilk adımda standartlar Türkçe kapak İngilizce metin olarak (Adapte Standart) yayımlanmaktadır. Tercüme edilen standartlar, TSE bünyesinde, tercüme teknik komitelerimiz tarafından hazırlanmaktadır. Sektörün tercümede yaşadığı sıkıntıların giderilmesi adına yaşanan terim karmaşası ve hatalı çevirilerin önlenmesi adına TSE olarak,  bilişim sistemleri imkânları da kullanılarak bir takım önlemler alınmaya başlanmıştır. 

Öncelikle üzerinde herkesin uzlaşı sağladığı bir tercüme metni ortaya koyabilmek için sektörün tüm uzmanlarının direkt katkıları önem arz etmektedir. Bu uzmanların katkıları ile hazırlanmış olan bir terimler veri tabanı (sektörlere göre ayrı tanımlanmış) ile standartların eski versiyonlarında 

ASFED Basın

ASFED SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ İLE YÜZLERİ GÜLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR

“ASFED, Atatürk’ün Ankara’ya Gelişinin 98. Yılı Vesilesi ile Engelli Vatandaşlara Tekerlekli Sandalye Hediye Etti”


Asansör Sanayicileri Federasyonu Başkanı Yusuf Atik, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 98. Yılı kutlamaları sebebiyle Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen törende, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve Ankara Kulübü Derneği Başkanı Metin Özaslan ile bir araya geldi. 

Ankara kültürünü ve Cumhuriyet değerlerini yaşatmak için faaliyetlerde bulunan Ankara Kulübü Derneğinin projelerine, her yıl olduğu gibi bu yıl da destek veren ASFED törene katılan davetliler arasındaydı.

Kutlamalara katılan izleyiciler arasında bulunan engelli vatandaşların tekerlekli sandalye ihtiyaçlarının olduğunu öğrenen ASFED Başkanı Yusuf Atik, gecenin sonunda kendilerine bir tekerlekli sandalye hediye etti. Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, bu duyarlılığından dolayı ASFED Başkanına teşekkür etti.

“Hangi Makamda Olursak Olalım Herkes Konumunu Atatürk’e Borçludur”

Seymenlerin gösterileri ile başlayan gecede, Ankara Kulübü Derneği Türk Sanat Müziği Topluluğu bir konser verdi. Ankaralılar, Şef Tanzer Kartal yönetimindeki koronun özel repertuarına ve Atatürk’ün sevdiği şarkılara hep bir ağızdan eşlik etti.

Gecede bir konuşma da yapan Yenimahalle Başkanı Fethi Yaşar;  “Bugün kim olursak olalım, hangi makamlarda olursak olalım herkes konumunu Mustafa Kemal Atatürk’e, kurduğu cumhuriyete ve devrimlerine borçludur. Biz onun yolundan ayrılmadık, çocuklarımız, torunlarımız da Ata’nın yolunda yürümeye devam edecek,” şeklinde konuştu.

“27 Aralık Basit Bir Karşılama Töreni Değildir”

Ankara Kulübü Derneği Başkanı Metin Özaslan 27 Aralık’a gerekli özenin gösterilmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Özaslan: “Biz 27 Aralık 1919’u Ankara’nın yeniden doğuşu diye tanımlıyoruz. Ankara bu tarihte yeniden ayağa kalktı, adeta şahlandı. 27 Aralık basit bir karşılama töreni değil, yaşadığımız son geleneksel devlet kurma dönemidir ve bu töreni yaşatmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve tüm Türk vatandaşlarının boynunun borcudur,” dedi.

“Ankara Kulübü Derneği’nden ASFED’e Teşekkür Plaketi”

Teşekkürlerini sunmak ve ödül vermek için Özaslan tarafından sahneye davet edilen ASFED Başkanı Yusuf Atik; “Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 98. yılını kutladığımız böyle özel bir günde hem Fethi Yaşar Başkanımız, hem de siz değerli Ankara Kulübü Derneği üyeleri ile birlikte olmaktan onur duydum. Asansör Sanayicileri Federasyonu olarak, Ankara Kulübü Derneği’nin sosyal sorumluluk projelerine destek vermekten her zaman mutluluk duyuyoruz. Önemli olan insanlarımızın yüzü gülsün, biz sadece vesileyiz.” dedi.

İzleyiciler arasındaki engelli vatandaşlarla da yan yana gelerek sıkıntılarını dinleyen Başkan Atik, tekerlekli sandalye bağışladığı vatandaşlara cep telefonunun numarasını vererek; “Bir sıkıntınız olursa arayın, yeni sandalyeleriniz en kısa zamanda sizlere ulaşacak, ben bizzat takipçisi olacağım,” dedi.