DÜŞ BAHÇELERİNDE BİR ÇALI GÜZELİ; LAVANTA

Yazı:Yeliz Karakütük

Fotoğraf Sanatçısı: Gülcan Acar

 

DÜŞ BAHÇELERİNDE BİR ÇALI GÜZELİ; LAVANTA

Isparta’nın dünyaca ünlü gül bahçelerini geçip de kıraç ve eğimli araziler boyunca ilerlediğinizde, bambaşka bir dünyanın kapıları öylece, soluksuz ve hiç bir sihirli cümleye gerek kalmaksızın açılıverir… Ardından hemen aracınızdan inip adeta sizi içine çeken bu tek rengin büyüsüne, sonrada davetsizce tüm dünyanızı esir alacak o kokusuna kaptırmak için can atarsınız…

Bu eğimli arazilerin yarattığı çok boyutlu görsel efekt ile olsa gerek, göz alabildiğine uzanan lavanta tarlaları arasında gezerken, her an bir yerlerden efsunlu bir  peri ya da eski dünyalara ait kır ve orman kurucusu bir satir, o da olmazsa Alice’in yanlışlıkla düşüp de kaybolduğu bir  kuyuya adım atıp o harikalar diyarına geçecek gibi hissedersiniz. Sizi bu dünyadan alıp kendi gerçekliğinize çekecek o kara el ise; içinizde bastıramadığınız selfie yapma isteğiniz olacaktır. İşte bu telaşı yenebilirseniz emimin o satirlerden biri ile her an karşılaşabilirsiniz…

Keçiborlu’nun Lavanta Kokulu Köyleri…

Fransa’nın Provence’inde dünyaca ünlü lavanta bahçeleri ile yarışacak bir üne kavuşma yolunda ilerleyen Isparta Keçiborlu’nun lavanta kokulu köyleri son bir kaç yılda; bölgeyi kalkındırarak, göç vermesini engellemek, kadınlara istihdam sağlamak amacıyla girişimci bir Ziraat Yüksek Mühendisi olan Ali Sağdaş tarafından projelendirilerek hayata geçirilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Birleşmiş Miletler Kalkınma Programı (UNDP)’ndan alınan desteklerle, mevcut lavanta tarlalarının sayısı arttırılmış ve kadın üreticilerden oluşan bir kooparatif kurulmuş. Daha önceleri sadece koku sektöründe kullanılan lavanta yağını işleyen köy kadınları, Fransa’nın Provence bölgesindeki lavanta tarlalarına götürülerek, lavantadan başka neler üretilebileceğine dair eğitimler almış. Bu hikayeye dinlediğimizde en az lavanta bahçelerine girdiğinizde yarattığı düş etkisi kadar etkiliyor insanı… Isparta’dan Fransa’ya kadın kooperatifi ile oluşturulan olağanüstü bir düşün hikayesi de bu… O yüzden bu tarlalara “düş bahçeleri” dememiz hiç de yanlış olmaz…

Dünya koku sektörünün en kıymetli bitkilerinden biri lavanta…

İki yılda 40 bin turist ağırlayan Keçiborlu’nun lavanta köyleri sadece kendi ekonomileri değil Türkiye ekonomisine de ciddi katkılar sağlıyor. Lavanta bitkisinin çiçek ve çiçek saplarından elde edilen uçucu yağ, dünyada ticareti en fazla yapılan 15 uçucu yağdan birisi olma özelliğine sahip, bu yüzden de çok kıymetli. Köylerde eskiden sadece Lavanta çiçeği ve yağı satılırken bugün lavanta balı, lavanta çayı, lavanta suyu, lavanta sütü, lavanta sabunu, kremleri ve pek çok süs eşyası da satışta.

Haziran ayı gelince bu düş bahçelerinde de çiçeklenmeler başlıyor. Çiçeklenme kademeli olarak yaklaşık 45-50 gün sürüyor. İşte bu çiçeklenme döneminde o mor düşler ,çalı güzelinin dilinden de dökülmeye başlıyor. Pek çok fotoğrafçının akın ettiği bu bahçeler, adeta doğal bir fotoğraf stüdyosuna dönüşmüş durumda. Ağustos ayında ise başka bir şenlik başlıyor. Lavanta için ağustos artık hasat zamanı demek. Bir yandan lavantalar hasat edilirken, bir yandan hasat edilen lavantaların yağı çıkartılıp ve tohumu için kurumaya bırakılıyor.

LAVANTA ÜRÜNLERİNDEN SEÇTİKLERİMİZ

Lavantanın kullanım alanı oldukça geniş olduğundan hepsine burada yer vermeyeceğiz. Lavanta bahçelerinden köy içlerine doğru kurulan tezgahlarda satılan ürünlerden bir kaçını seçerek sizlerle paylaşacağız. Bildiği gibi lavantanın uçucu yağı, en fazla kozmetik ve parfüm sanayinde kullanılıyor. Ayrıca ilaç sanayinde ve ağrı kesici, sakinleştirici, uykusuzluk giderici özellikleriyle aromaterapide de sıkça kullanılıyor. İdrar arttırıcı ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi olduğu da yüzyıllardır bilinen bir özelliği.

Lavanta Balı:  Lavanta balı; doymuş yağ, kolesterol ve sodyumu düşük olduğundan güzel ve lezzetli. İçerdiği aminoasitler, mineraller ve C vitamini açısından da zengin. Kolay kana karıştığı için asimilasyon etki yaparak enerji seviyesini yükselttiği biliniyor. Romalılarda; “Lavare” temizlemek anlamına gelmekte, lavanta balının da karaciğeri temizleyici etkisi olduğuna inanılıyor. Ayrıca gece yatmadan alınan bir veya iki tatlı kaşığı lavanta balı sağlıklı bir uyku ve rahatlama sağlamaktadır.

Lavanta Çayı: Çayını yapmak için, kurutulmuş ya da taze lavantayı kaynamış suya bırakıp, 3-4 dakika demlenmesini bekledikten sonra içebilirsiniz. Köydeki ablaların tavsiyesine göre; köyde yetişen lavanta türü ‘Lavandin’ çayı, 15’er günlük kür halinde içildiğinde, hepatit B ve karaciğer yağlanmasının önlenmesinde çok faydalı oluyormuş.

Lavanta Yağı: Kokusunun büyüsüne kapılıp da lavanta yağı almadan geçmeyin… Yine köydeki ablalardan öğrendiğimize göre; ağrıyan eklemlere sürüp masaj yapıldığında romatizma ağrılarının giderilmesinde yardımcı oluyormuş. Ayrıca kullandığınız şampuanın içine yalnızca bir damla ekleyerek saçlarınızda lavanta esintisi yaratabilirsiniz.  Bir güzel kullanımı ise; sıcak su içerisine birkaç damla lavanta yağı damlatıp, altından mum yaktığınızda etrafa yayılan koku hem rahatlatıcı bir etkiye sahip, hem de sinek kovucu bir etki yaratıyor.

 Lavanta Yastığı: Lavanta kurularından kendinizin de yapabileceği minik lavanta yastıkları da oldukça popüler ürünlerden biri. Lavantanın sedatif etkisi nedeniyle özellikle uyku problemi yaşayan kişilere öneriliyor. Ayrıca bebeklerin rahat uyuyabilmeleri içinde bebek yastığı olarak da kullanılıyormuş.

 Lavanta Sütü: En ilginç ve güzeli de bu bizce.. Süt ineklerine lavantanın hasattan sonra kalan sap kısmı yedirilmesiyle aromalı bir süt elde ediliyormuş. Bizim gittiğimizde köyde henüz hasat yapılmadığından, saplardan süt inekleri de nasiplenmemişti. Ama sanıyorum ağustos ayında hasat zamanı temin edilebilir. Sırf bu lavanta aromalı sütü içmek için bile tekrar bu düş bahçelerine yolumu düşürebilirim.

DÜŞ BAÇLERİNDE YOLCULUK İÇİN YOL HARİTASI…

KONAKLAMA

Keçiborlu Isparta’ya 39 kilometre uzaklıkta.  Yaklaşık 1 saatlik süren bir yol ile gidilebiliyor. Dolayısıyal konaklamak için Isparta’yı seçebileceğiniz gibi, köyde Haziran ayından itibaren başlayan ev pansiyonlarda da kalabilirsiniz. Köy halkının evlerini pansiyona çevirdikleri bu butik ve mütevazi konaklama şekli düş bahçelerinin sırrına ermek için bizce kesinlikle güzel bir deneyim olacaktır.

 YEMEK: Geleneksel kıl çadırda, otantik bir ortamda köy kahvaltısı (Lavanta balı, lavanta çayı, köy peyniri, zeytin, sebze vb.) ve yöreye has lezzetlerden oluşan öğle yemeği… Hiç fena fikir değil…

 ETKİNLİKLER:

BOTANİK GEZİ: Gruplara lavantanın faydalarının ve tarihçesinin anlatıldığı rehberlik hizmeti verilebiliyor. Ayrıca, bitkinin uzmanı kişilerden bilgi alarak tam bir botanik gezisi de yapabilirisiniz.

HASAT : Hasat zamanı giderseniz lavanta yağı çıkarılmasına eşlik edebilirisiniz.

FOTO SAFARİ: Foto safari ile bol bol fotoğraf çekimi yapmak için neredeyse stüdoya çevrilmiş özel bahçeler var. Lavantalar arasına kurulmuş bir pencere, bir kapı ya da rüya gibi bir salıncak bulabilirsiniz.

BİSİKLET VE YÜRÜYÜŞ: Köyde belirlenen rotalarda bisiklet ve yürüyüş gezileri de yapabilirisiniz.

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Yorumlar kapalı.