TOKİ BAŞKANI ÖZEL RÖPORTAJ

HABER ASANSÖRÜ – ÖZEL RÖPORTAJ
Yeliz KARAKÜTÜK

TOKİ BAŞKANI M. ERGÜN TURAN:
“YILDA 60 BİN KONUT ÜRETECEĞİZ”

Asansör sektörünün en çok çalıştığı Kurumlardan biri olan T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nin Başkanı Ergün Turan ile TOKİ’nin faaliyetlerini, hedeflerini ve asansör sektörünü konuştuk.

Türkiye’nin konut ihtiyacını, kentsel dönüşüm projelerini ve TOKİ’nin insanı temel alan yapı modellerini Haber Asansörü dergisi için değerlendiren Turan, satır aralarında inşaat sektörü ile ilgili çok önemli tespitlerde bulundu. 2017 yılında 1 milyon 350 bin konut satılarak bir Türkiye rekoru kırıldığını belirten Ergün Turan, 2023 yılına kadar 1 milyon 200 bin konut inşa edeceklerini söyledi.

Sayın Başkan, öncelikle Asansör Sanayicileri Federasyonu ve dergimiz adına değerlendirmeleriniz için çok teşekkür ederiz. Geçtiğimiz yıl oldukça önemli projeler hayata geçirdiniz, TOKİ’nin son dönemini değerlendirirseniz neler söylersiniz?

2015 yılının sonunda idaremizin kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini belirlemiştik. 2016 yılında 15 Temmuz hain darbe girişimi rağmen bu hedefimizi yakalayarak 64 bin 229 sosyal konut üretimini gerçekleştirdik. 2017’de, az katlı planda ve yöresel hassasiyetleri gözeterek inşa ettiğimiz 60 bin konut, 1.770 sosyal donatı ile 822 bin konut üretim rakamına ulaştık. İdaremiz son 14 yılda 140 milyar yatırımla yaklaşık 822 bin konut üretti. Bu rakamlar gerek ülkemiz ekonomisi, gerek sektörümüz, gerekse vatandaşlarımızın açısından büyük anlam ifade ediyor. Konutlarımız, bilhassa hedef kitlemiz olan dar ve orta gelir grubundaki vatandaşlarımız için ciddi bir değerdir. Piyasa koşullarında ev sahibi olması mümkün görünmeyen 800 bini aşkın aile, uzun vadeli düşük taksitlerle TOKİ sayesinde ev sahibi oldu.

Daha çok dar gelirli vatandaşların ev sahibi yapan TOKİ için daha ziyade bu işin manevi değeri öne çıkıyor diyebilir miyiz?
Elbette. Biz bu büyük rakamları sizlerle paylaşırken bir yandan da ev sahibi yaptığımız onca vatandaşımızın sevincini de paylaşıyoruz. Piyasa koşullarında ev sahibi olması mümkün olmayan alt gelir grubundaki vatandaşlarımızın sevincine, izlediğimiz, fotoğraflarını gördüğümüz kura çekimlerine de şahitlik ediyoruz. TOKİ ekipleri olarak yoğun ve fedakarca yürüttüğümüz bir çalışma sürecindeyiz. Gece gündüz şantiyelerle bizzat faaliyetleri takip ediyoruz. Ama bunun neticesinde milletimizin sevinç gözyaşları, o mutluluk, bizim için en büyük motivasyon kaynağı oluyor. Milletimizin sevincinden güç alıyoruz. Bu motivasyonumuz ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

TOKİ’nin bu yıl içerindeki konut hedeflerinden de bahseder misiniz?
Bu yıl inşa ettiğimiz konut sayısı daha da artacak. 2018 yılında da hedeflediğimiz rakamı yakalamak için planlamalarımızı çok önceden yapmıştık. Aslında bizim hedeflerimiz daha uzun vadede olduğunu söyleyebiliriz. Bizim hedefimiz 2023 yılıdır. 2023 yılı hedeflerimizi gerçekleştirmek için yılda 60 bin konut üreteceğiz. Bu şu demek; her yıl 60 bin konut hedefi ile, konut sahibi olamamış dar gelirli 60 bin ailenin yüzünü güldüreceğiz.

“2023 hedefimiz 1 milyon 200 bin konut”

TOKİ’nin bahsi geçen 2023 hedefleri nelerdir?
2007 yılında yılık yaklaşık 400 bin konut satılırken, 2017 yılında bu rakam 1 milyon 350 bin civarlarında gerçekleşerek yeni bir rekor kırıldı. Ülkemizde konut sahipliği oranı %60 civarındadır. Türkiye’de konut talebini belirleyen önemli dinamiklerden biri demografik yapıdır. 2017 yılında 79 milyon 814 bin olan Türkiye nüfusunun 2023 yılında 84 milyon 240 bine çıkacağı öngörülmektedir. Bu 5 yıllık plan dönemi de dahil olmak üzere 2023 yılına kadar nüfusumuza 4 milyon 432 bin kişi daha eklenmiş olacaktır. Ortalama hane halkı büyüklüğünü 3,5 olarak alırsak, sadece nüfus artışı kaynaklı konut ihtiyacının plan döneminde 1 milyon 266 bin civarlarında olacağını söyleyebiliriz. Bu şu demek oluyor ülkemizde konut ihtiyacı devam ediyor.

“İnşaat Sektörü Büyümeye Devam edecek”

İnşaat sektörü için 2018 yılında öngörülen sektörel daralma tartışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

İnşaat sektörümüz, alt sektörleriyle birlikte her geçen gün büyümekte, gelişmekte ve Türk ekonomisinin lokomotifi olmaya devam etmektedir. Bunu doğru izah etmek için rakamlara bakmakta fayda var. 2017 yılının ilk yarısında genel ekonomi yüzde 5,1 büyürken, inşaat sektörü ise yüzde 6,4 büyümüştür. Toplam inşaat harcamaları ise 2017 yılının ilk yarısında 2016 yılına göre cari fiyatlarla yüzde 32,5 yükselerek 252,6 milyar TL olmuştur. Bunun yanında, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre ülkemiz ekonomisi yüzde 11,1 büyüme sağlarken inşaat sektörü yüzde 18,7 büyüme gerçekleştirmiştir. 2018 yılında ve sonraki yıllarda da inşaat sektörü büyümesine, ekonomiye yeni katkılar sağlamaya devam edecektir. Bundan şüphe yoktur.

“Kentsel Dönüşüm Projelerinin Temelinde İnsan Esas Olmalıdır”

Son dönemde çok moda bir inşaat kavramı olan “kentsel dönüşüm” hakkında da fikirlerini sorduğumuz TOKİ Başkanı Ergün Turan, sağlıksız, afetlere karşı riskli, fiziksel olarak köhnemiş ve yapı ömrünü tamamlamış konut stokunun, ülkemizin en önemli problemlerinden biri olduğunu söyledi.

Turan: Bu konutlar hem içinde yaşayan vatandaşlarımızın mal ve can güvenliğini tehdit etmekte, hem de kentlerin sağlıklı gelişimine engel teşkil etmektedir. Stratejik açıdan bakacak olursak, sadece riskli yapıların yıkılıp, yerine yenilerinin yapılması ve fiziksel ortamın iyileştirilmesi yeterli değildir. Sürdürülebilir dönüşümü esas alan; sosyal adaleti ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, yerel kalkınmayı, tarihi ve kültürel mirası ve doğal çevreyi koruyan bütünleşik bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Bu kentsel dönüşüm projelerin temelinde insan esas olmalıdır. Bu yüzden yeşil alanı, sosyal donatısı olmayan ve insanların sosyo-psikolojik ihtiyaçlarını gözetmeyen, gidermeyen projelere kentsel dönüşüm projesi diyemeyiz, dememeliyiz.

Peki ideal bir “kentsel dönüşüm” nasıl olmalıdır?
Dönüşümü yaparken, bozulmuş olan kentsel mekanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarını kapsamlı ve bütünleşik bir yaklaşımla iyileştirmeye yönelik eylemler geliştirilmelidir. Özellikle 1990 yılından günümüze kadar gelen süreçte kentsel dönüşümde kullanılan en yaygın müdahale biçimi, ‘kentsel yenileme’ ya da ‘kentsel canlandırmadır. Son dönemlerde ise kentsel yenilemede özellikle tarihi merkezlerin iyileştirilmesi, tarihi değeri olan sanayi ve ticaret alanlarının canlandırılması, küçük ve orta büyüklükteki tarihi kentlerin korunması fikri ön plana çıkmaktadır. Özellikle kadim şehirlere yeni imajlar yaratmaktan çok, kentlerin var olan tarihi ve kültürel mirasını ön plana çıkaracak tasarımlar tercih edilmelidir.

TURAN: “Kentsel Dönüşüm İçin 17 Milyar TL Harcandı”

TURAN: Şuanda Türkiye genelinde 60 şehirde 58 milyon metrekarelik alanda 233 kentsel dönüşüm çalışması yapıyoruz. Bu kapsamda geliştirilen ve 70 bini tamamlanmış olan 286 bin 500 konutluk 233 kentsel dönüşüm projemiz hızla ilerliyor. Son 14 yıl içinde kentsel dönüşüm kapsamında yaklaşık 17 milyar liralık ihale yaptık. TOKİ’nin ürettiği toplam konut sayısının içinde Kentsel Dönüşüm konutlarının oranı bu yıl %38’e çıkmıştır. Kentsel dönüşüm projelerinde bir taraftan kamu menfaatini düşünürken diğer taraftan hak sahiplerinin de mağdur edilmemesi ve köhnemiş alanların da rehabilite edilmesi gerekmektedir. Biz bu yüzden paydaşlarımız olan Belediyelerle birlikte vatandaşla “rızaya dayalı” bir kentsel dönüşüm yaklaşımını esas alıyoruz. Projelerimizde, şeffaf olmak, sosyo-kültürel değerleri korumak, yöresel değerleri yaşatmak, komşulukları sürdürecek doğru projeleri üretmek, kamuoyunun ve sivil toplum kuruluşlarının proje paydaşı haline gelmesini sağlamak ve proje finansmanını planlamak gibi temel unsurlar yer almaktadır.

“Küçük Yatırımcılar Büyük Projelerde Topraktan Pay Sahibi Olacak”

İnsanların çok fazla bilgi sahibi olmadığı TOKİ’nin önderliğinde uygulamaya geçen “Gayrimenkul Sertifikaları” da son dönemde gündemde. Hatta büyük inşaat firmalarının 2018’de bu konu üzerine ciddi çalışmalar hazırlayacağı biliniyor. Gayrimenkul Sertifikaları ile ilgili de bilgi verir misiniz?

Kurumsal ve bireysel yatırımcılarımız için yeni bir finansal yatırım aracı olan Gayrimenkul Sertifikası sistemi, İdaremiz önderliğinde hayata geçen önemli projelerdendir. Dar ve orta gelir grubunda yer alan vatandaşlara üretim yapan bir İdare olarak, “Gayrimenkul Sertifikası”nın küçük yatırımcı açısından sunduğu fırsatları son derece önemli buluyoruz. Yeni sistemle, gayrimenkul alacak birikimi olmayan küçük yatırımcı da, pay satın alarak yeni ve modern bir konut projesine topraktan ortak olabiliyor. Farklı gelir gruplarının aynı yatırım ortamında yer alabildiği sistem, yatırımcı çeşitliliği kadar sosyal aidiyete de olumlu katkı sağlayabilecek bir ortam sunuyor.

TOKİ Tarihinin En Üretken Dönemini Yaşıyor
TOKİ Başkanı Ergün Turan ile son yıllarda daha çok yatay mimari projeleri ile mahalle konsepti tarzında yapılan yeni mimari yaklaşımlarını ve farklı projelerini de konuştuk. TURAN, “Yerel Mimari Uygulama” adı altında başlattıkları projelerle TOKİ’nin en üretken dönemine girdiğini söyledi.

TURAN: 2014 yılı itibariyle idaremizi yeni beklentiler doğrultusunda yenilemeye ve daha bir atılım için güçlendirmeye ve üretim disiplinlerimizi tekrar tanımlamaya çalıştık. Bu tanımlamaları yaparken yol haritamızı halkımızla vatandaşlarımızla paylaştık. Bu dönemde az katlı konut üretimini esas alan, yatay mimari yaklaşımla üretim yapacağımızı, nitelikleri artırılmış sosyal konut üretiminde “mutlak kalite” prensibi ile çalışacağımızı TOKİ için ön koşul olarak belirlemiştik. Bu iki temel koşulun yanı sıra bugün özel sektörümüzün yürüttüğü pek çok projeye esin kaynağı olduğunu gururla gözlemlediğimiz “mahalle konsepti” ile üretim yapma hedefimizi de ortaya koyduk. Bize en çok heyecan veren hedef ise “Yerel Mimari Uygulama” projeleri oldu. Şehirlerimizin gelenek, tarih ve kültüründen mimarisine yansımış olan zenginlikten ilham alarak, TOKİ Yerel Mimari uygulama adıyla yeni bir konsept geliştirdik; bunu hayata geçirmenin gayreti içine girdik. Ve yenilendiğimiz üretim disiplinimizle, TOKİ tarihinin en aktif üretim süreçlerinden birini başlattık.

“Şehirlerdeki En Yüksek Binalar TOKİ Binaları Olmayacak”
TURAN: 2014’den bugüne; geride bıraktığımız yaklaşık iki yıllık süre içinde, üretim aşamalarında büyük bir atılım yaparak, yeni bir üretim felsefesi ile binlerce konutu projelendirdik. İlk aşamada 17 şehirde, 19 ayrı projede, 10 bin yeni konutu, Yerel Mimari Uygulama konseptiyle projelendirdik. Bizim medeniyetimizde, geleneksel Türk mimari geleneğinde, yatay yapılanma hakimdir. Dünden bugüne gelebilen kadim şehirlerimize baktığımızda, konutların yatay olduğunu görüyoruz. TOKİ olarak, konut bölgelerinin ve genel şehir planının elverdiği alanlarda, yatay mimari yaklaşımla çok katlı olmayan üretimler hayata geçiriyoruz. Kuşkusuz metropoller gibi istisnai bölgeler vardır; ama şunu özellikle vurguluyoruz “ Şehirlerdeki en yüksek binalar TOKİ binaları olmayacak.”

“YERLİ ASANSÖR FİRMALARINA GÜVENİMİZ TAMDIR”
TOKİ yaptığı binalarda, yerli asansör üreticimizin ve yerli markalarımızın ne kadarı ile çalışıyor?

TOKİ olarak önceliğimiz yerli üründen yanadır. Eğer ihtiyacımız olan asansör parçası Türkiye’de üretiliyorsa mutlaka onu tercih ediyoruz. TOKİ olarak bir üretim disiplinimiz var. Mutlak kalite anlayışımız burada da bizim için önemli. Hemen hemen bütün yaptığımız projelerde tamamen yerli üretim ve yerli firmalar ile çalışıyoruz, diyebiliriz. Türk asansör sanayisinin geldiği noktaya baktığınızda şuan çok uluslu firmalarla boy ölçüşebilecek konumdadır. Dolayısıyla bu konuda bizim yerli asansör firmalarına güvenimiz tamdır. TOKİ olarak, yerli ve milli asansör markalarımızın dünya piyasasında daha fazla yer almasını ve ülkemize yeni katkılar sağlamasını istiyoruz. Asansör sektörünün önünde önemli bir kaç sorunu vardır elbette ama öncelikli olarak yerli piyasada bilinirliğini arttırmak üzerine belki de önemli atılımlar yapılmalı. Biz dediğimi gibi yerli firmalarımıza desteğe her zaman açığız, binalarımızda da sadece asansör değil pek çok üründe yerli markaları kullanıyoruz.

Yorumlar kapalı.