KUZEYİN KRALİÇESİ KİEV…

Doğu Slav halklarının tarihi ve kültürel taşıyıcısı niteliğinde olan Kiev, yüzyıllar içinde ilmek ilmek işlenmiş mimari yapısı, büyülü opera ve tiyatro binaları, parklarındaki yüzyıllık ağaçları, caddeleri, yemek kültürü ve el sanatları ile sadece Ukrayna’nın başkenti olarak değil bölgenin kültürel, bilimsel ve endüstriyel merkezi olarak da göz kamaştırır. Dinyeper Nehri kıyısında yemyeşil doğası ile boylu boyuna uzanan Kiev şehrine neden Kuzeyin Kraliçesi dediğimizi ise;  “Gelince Anlatırız” ekibinin kaleminden ve objektifinden gezerek öğreniyoruz… Keyifli okumalar…

GEZGİNLER İÇİN KİEV’İ KUZEYİN KRALİÇESİ YAPAN 13 SEBEP…

Alman yazar Goethe Kiev için; “İçinde parklar olan şehirler gördüm ama parkın içinde şehri ilk kez görüyorum” demiş… Bir kere bu bir gezgin için iyi başlangıç sebebi diyebiliriz. Ama ondan da önce Kiev, Türkiye’den vizesiz gidebileceğiz bir şehir. Üstelik Türkiye’den yüzde otuz daha ucuz ve “özel mesai” köşesinin takipçilerine uygun nitelikte, hafta sonun için kısa süreli bir yurtdışı seyahati fikrine de gayet uygun… Yapıları ile gözünüzü kamaştıracak, lezzetli yemekleriyle damaklarınızı şenlendirecek Kiev, aklınıza esen bir hafta sonunda gezip kendiniz sıfırlayacağız kısa bir mola olabilir. Maksimum 3 günde tüm şehri gezebileceğiniz gibi biraz daha vaktim var diyorsanız Ukrayna’nın bir başka rüya şehri Lviv’e de trenle geçebilirsiniz.

Kiev’e gitmek için herkese en az bir sebep sunacak 13 sebepten işte ilki; 

1-Uygun Fiyatlı Lüks Alışveriş İsteyenlere: Şehir merkezine indiğimiz gibi bizi en meşhur caddesi olan Khreshchatyk Caddesi karşılıyor. Bütün büyük markaların olduğu alışveriş için şehrin kalbinin attığı bir cadde burası. Büyük ve göz alıcı bir cadde ve her sokak buraya çıkıyor desek yeridir.

Caddenin bir ucunda Maidan Nezalezhnosti yani Özgürlük Meydanı, bir ucundaysa Arena City bulunuyor. Özgürlük Meydanı bizim gittiğimizde tadilattaydı ancak yazın çok güzel sokak eğlencelerinin olduğunu ve alışveriş için tezgâhların kurulduğunu belirtelim. 

2-Bit Pazarı Gezmeyi Sevenlere: İlk durak en meşhur kapalı pazarı olan Besarabsky Rynok. Bu pazarda yok yok. Rengârenk tezgâhları o kadar göz alıcı ki her şeyde gözümüz kalıyor. Alışveriş yapıp ülkeye getirebileceğiz çeşit çeşit turşular, kuruyemişler ve kahveler ne ararsanız var. Yurtdışında Pazar gezmeyi sevenlerdenseniz mutlaka burayı not alın. Bu pazarın hemen önünden metroya inerseniz burada da alışveriş yapabileceğiniz dükkânların olduğu uzun yer altı çarşısını göreceksiniz. Ve hediyelik eşyalarınızı buradaki dükkânlardan sokak satıcılarına göre daha ucuza alabilirsiniz. İkinci durak ise Andrevski Yokuşu. Burada her gün bir sürü sıralı tezgah açılıyor ve savaş zamanından kalma ya da yöresel hediyelik eşya almak için kesinlikle uygun. Ama pazarlık yapmayı unutmayın. 

3-Park ve Doğa Severlere: Gothe’nin bahsettiği şehri içine kurdukları söylenen o parklardan biri; Botanik Park. Geldiğimiz mevsim dolayısıyla çok bakir gözükse de çeşit çeşit bitkinin olduğu gezme yollarıyla kendinizi ormanda hissettiğiniz harika bir park burası. İçinde özel giriş izniyle girilen bir de kapalı botanik bahçesi var ki içine girmeden bile hayran bırakıyor kendine. Zamkova Gora şehri ayaklarınızın altına seren meşhur parklarından. 

4-Mimariye Meraklılara: Bu madde bence herkese hitap edecektir. O kadar güzel binalar katedraller gördük ki hayran kalmamak elde değil. St.Volodymyr’s Cathedral’i, işe gitmek için yola koyulan ya da yoldan öylesine geçen Kievlilerin dua etmeden geçmediği ve bu sebeple bir hayli kalabalık olan bu katedralin ruhu burada gezdiğimiz tüm kiliseler daha özel geldi bana. Girişi ücretsiz olan bu katedral kesinlikle görülmeye değer. Gören herkesi kendine hayran bırakan St Sophia’s Cathedral’ine geliyoruz. 11. yüzyıldan kalma mozaik ve freskler dünyanın o devirden kalma en büyük fresk ve mozaik koleksiyonu gerçekten büyüleyici. Girişi ücretli ve alacağınız seçeneklere göre giriş ücreti değişiyor. Uzaktan sisler içinde gördüğümüz ve aklımızda kalan St. Michael Golden – Domed Monastery’i yani Altın Kubbeli Michael Manastırı. Manastıra girmeden Prenses Olga anıtını görüp daha sonra Pazar ayinine denk geldiğimiz için bir hayli kalabalık olan manastırı geziyoruz. Kievliler dini günlerinde özellikle bu katedrali tercih ediyorlar. İçine girer girmez mozaikleri ve fresleri insanı etkilemeye yetiyor.

5-Tarih Meraklılarına: Şimdilerde şehrin göbeğinde yer alan ancak 11. yy’da şehrin üç giriş kapısından biri olan Golden Gate, ortaçağ döneminde tamamen yıkılmış. 1982’de Sovyet otoriteleri tarafından yeniden yapılmış ve bugünkü halini almış. Eskiden tüm şehri korumak için yapılan bu kapının şimdilerde şehrin göbeğinde kalması, içinde yaşadığımız kalabalık dünyaya bir örnek sadece. Girişi 50 Grivna ama alınan tur vs. gibi hizmetlerle fiyat değişebiliyor.

6 -Sanat Meraklılarına: Shevchenko National Opera House of Ukraine yani Opera Binası, eğer biletinizi önceden alırsanız bu görkemli opera binasında mutlaka bir gösteriye girin derim. Biz önceden “Norma” oyunu için biletlerimizi almıştık. Şık giyimli Ukraynalılar arasında biz turistler spor giyimimizle sırıtsak da çok keyifli bir akşam geçirdik. Yol üstünde birçok küçük sanat galerisine denk gelebilirsiniz. Ama bunların içinde Pinchuk Art Centre ve İzone çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 

7 -Müze Sevenlere: Burada isterseniz dünyanın en büyük nükleer felaketlerinden biri olan Çernobil reaktör kazası anısına açılmış Chernobyl Museum’u gezebilirsiniz. Müzede Çernobil sonrası kullanılan eşyalar, hayatını kaybedenler ve onlara ait eşyalar, felaket sonrası yaşananlar anlatılıyor. Bir de tüm şehri gezip vakti kalanlara Pyrohiv Museum of Folk Architecture şehirden biraz uzakta açık hava müzesini tavsiye ederiz. 

8 -Kahve Meraklılarına: Şiddetle tavsiye edeceğimiz mekân, MİLK Bar. Öğle yemeği öncesi güzel bir tatlı molası. Girdiğiniz anda orijinalliğine hayran kaldığımız sonrasında tatlıları ve değişik aromalı kahveleriyle damağımızı şenlendiren sadece buraya gitmek için bile yeniden gelirim Kiev’e dedirtecek bir yer Milk Bar. Cup & cake ve The Blue Cup coffee shop’da soluklanmak ve kahve kokusuyla yorgunluk atmak isteyenlerin uğraması gereken mekanlardan. 

9 -Küçük Kasaba Ruhunu Sevenlere: Geldik meşhur Podil’e. Burası bize Belgrad’daki Zemun’u, Roma’daki Trasteveri’yi anımsatıyor. Sanki kendi halinde küçücük bir şehre inmişiz de Kiev’de değilmişiz gibi. Ortada kurulmuş bir minik lunapark, yollarında yürürken yanınızdan geçen eski bir tramvay, sokaktaki portakallı ıhlamur kokusu… Gündüzü ne kadara masalsıysa gece hayatı da o kadar hareketli. Güzel ve kaliteli restaurantlar ve eğlence mekânları sabaha kadar açık.

10-Gece Gezmeyi Sevenler: Arena City. Gece hayatının kalbi. Birçok clup var burada ve sabaha kadar açık. Bir de Podil’de yer alan uzun restaurantlar sokağı yine gece hayatı için tercih edilebilir. 

11-Kahvaltı Sevenlere: Khreshchatyk Caddesi’nde yöresel kahvaltı yapacağınız birçok mekan var ama biz özel bir mekan tanıtacağız size. Bence Ukrayna’ya gelen herkesin mutlaka uğraması gereken bir yer Lyubimy Dyadya. Baştan söyleyelim rezervasyonsuz yer bulmanız bir mucize ve şanslı olanlardandık. Çok özenle hazırlanmış menüsü var buranın ve aç kalma olasılığınız pek yok gibi. Kahvaltı ile öğle yemeğini aradan çıkarmak adına iki kişilik (hatta 3 kişi bile doyardı) her şeyin ama her şeyin içinde olduğu kahvaltıları “Bıg Lyubımy Breakfast”dan istedik. Neler yoktu ki içinde. Çıkınca akşama kadar hiçbir şey yiyemiyorsunuz.  Ve hepsi o kadar lezzetli ki bir daha gelirsek Kiev’e mutlaka bir kez daha gideriz. Şiddetle tavsiye edilir. Kahvaltının fiyatı 1168 Grivna yani yaklaşık 168 tl. Bu restoranın ve yine benzer konseptte kendi restoranlarının detayı için kesinlikle sayfalarını ziyaret edin.  http://firstline.in.ua/en/

12 -Yöresel Lezzet Sevenlere: Shoti ve Pervak biri Gürcü lezzetleri biri Ukrayna lezzetlerini tadacağınız ikisi de özel mekanlar gerçekten. Shoti için rezervasyon şart. Gürcü lezzetleri de en az Gürcistanda yediklerimiz kadar lezzetli. Pervak ise merkezde yer alan ve iç tasarımıyla da kendine hayran bırakan bir restaurant. 

13-Görmeden Geçmeyin: Diğer maddeler içinden seçim yapabilirsiniz ama bu maddeyi geçmeyin deriz. Sebebi; açık ara Kiev’in en güzel manzarasına sahip olması diyebiliriz ya da yapılarıyla kendine hayran bırakması da… Burası mağara mezarlarıyla başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz ilginç bir yapı; Pechersk Lavra. Rahatlıkla en az yarım gününüzü alacak olan bu kiliseler topluluğuna gelmek için Arsenalna Metro durağında inip 600 metre kadar yürümeniz gerekiyor ya da bizim yaptığımız gibi sıkı bir pazarlıkla şehirden taksi ile 200 grivna’ya gelebilirsiniz. Pechersk Lavra Unesko Dünya Mirası Listesinde yer alan manastır toplam 18 kiliseden oluşuyor. Altı tanesi yer altında mağara şeklinde ve gerçekten çok etkileyici. Slav Ortadoks Hristiyanlar için burası kutsal bir hac mekanı. Dolayısıyla burayı ziyaret ederek  hacı mertebesine ulaşmak Ortodokslar için oldukça önemli. 

Mağaralara girişte kadınlardan uzun etek giymeleri ve eşarpla başları örtülmesi isteniyor. Yanınızda yoksa orada herkesin kullanımı için ayrılan örtülerde var. Erkeklerde de pantolon şartı var. Özellikle yazın giderseniz biraz sıkıntı olabilir. Mağaraların içine girdiğimizde önce biraz çekinsek de hacı olmak için gelen insanların inançlarını ve sürekli dua eden papazları görünce gerçekten çok etkilendik. Burada Lavra’nın Tower’ına mutlaka çıkın derim. En güzel Kiev manzarası kesinlikle buradan görülüyor. 360 derece bütün Kiev ayaklarınızın altında.

Gezerken küçük noktalarda içtiğimiz kahveler ve oturup soluklandığımız kafeler vardı. Hepsini ayrı ayrı beğendik. Bir de aklımızın kaldığı ama vakit bulup gidemediğimiz kafeler vardı onları da ayrıca not ettik. Olurda siz gidersiniz diye. Aşağıda küçük küçük tavsiyelerimiz var, şimdiden iyi seyahatler…

Öğlen yemeği için en güzel mekanlar: Pivnaya Duma ve Staromak

Akşam yemeği için Ukrayna lezzetlerini tadalım diyenlere: O’Panas, Pervak, Shoti ve Spotykach

Öğle yemeği için abur cuburlu lezzetli mekânlar: Mama Manana ve Dogs & Tails

Elif K. Dinç / Seçkin Dinç

@gelinceanlatırız 
Etiketler: ,

Yorumlar kapalı.