HER ŞEY MÜŞTERİ İLE BAŞLAR VE HER MÜŞTERİNİN DEĞERİ ÖMÜR BOYUDUR…

LEVENT AKDEMİR
METROPLAST YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Yaklaşık 30 yıldır iş dünyasının içindeyim ve bu 30 yıl içinde ülkemiz üç tane büyük ekonomik kriz ve sayısız dalgalanma yaşadı. Hepimiz bunlardan bir şekilde etkilendik. Gerekli dersleri aldık. Benim aldığım en önemli ders şudur; her ne olursa olsun deniz bitmiyor, hayat devam ediyor ve başımız suyun üstünde hep kalıyor.

Sıkıntı yaşamak elbette ki iyi bir şey değildir. Ama sıkıntıdan bunalarak, telaşa kapılıp, “deniz bitti” noktasına gelirsek mücadele gücümüzü kaybederiz. Hayat hakkımız mücadele gücümüz kadardır.

Karamsar olmak ne kadar iyi değilse, heyecana kapılmak ve bu heyecan içerisinde fikri tartışmalar yapmakta o kadar yanlış. Sosyal medya zemininin her şeyi anlamaya ve anlatmaya yetmeyeceğini unutmayalım. İyi niyetle birbirimizin ne söylediğini anlamaya çalışmak ve eğer söylenen şeyler bize çok ters ve yanlış geliyorsa “onun fikri ona, benim fikrim bana” diyerek dostluğu ve ilişkileri muhafaza etmemiz lazım.

Kutsal kitaplar, efsaneler, destanlar kuraklık, salgın hastalık hikâyeleri ile doludur. Bundan 2000 yıl önceki insan da halinden şikâyetçi idi, yönetimden şikâyetçi idi, nesiller arası farklılıktan şikâyetçi idi. Biz de şikâyetçiyiz bizden sonrakilerde olacak.

Siyasi görüş farklılıkları ve tartışmaları o zamanda vardı. Bakın bundan yaklaşık 2500 yıl önce Aristoteles ne diyor: “Sevdiklerinizle siyaset yapmayınız. Zira siyaset dostlukları zedeler. Siyasetçiler yollarına devam eder. Siz dostlarınızı yitirdiğinizle kalırsınız.”

Cenabı Allah Kuranı Kerim’inde, “Her zor günün sonunda bir iyi gün gelir, her zorluktan sonra bir kolaylık vardır,” der. Atalarımız “Kara gün kararıp kalmaz,” der.

Dünyanın bugünkü hâli de o kadar iyi değil, ama gam ve kasavete lüzum yok. Dünya dönmeye devam ediyor, yarın sabah güneş yine doğacak ve bizler yine hayatın içinde uğraşmaya devam edeceğiz.

İşlerimizi, plan ve projelerimizi, yaşam biçimimizi dönemin şartlarına göre ayarlayalım. Tasarruflu olalım, dibini görmediğimiz suya girmeyelim, yumurtaları aynı sepete koymayalım. Ve en önemlisi paniğe kapılıp müşterilerimizle olan ilişkilerimizi bozmayalım. Müşterilerimizi zorlamak yerine kendi imkânlarımızla hareket edelim. Müşteri odaklı davranalım.

Böyle dönemlerde müşteri odaklı davranmak demek uygun/esnek fiyatlandırma politikası izlemek demektir. Müşterimizin daha çok yanında ve yakınında olmak demektir. Daha az kar etmekten korkmayalım. İyi bir işadamı bazen risk alarak, bazen de sabrederek kazanır. Böyle dönemler sabretme dönemleridir, unutmayalım ki her şey müşteri ile başlar ve her müşterinin değeri ömür boyudur.

Bu güzel ülkede, bu cennet vatanımızda herkese yetecek ekmek var ama ekmek her ülkede olduğu gibi aslanın ağzında öyleyse hep beraber gayret ederek, çalışarak ve bugünleri aşmak için gereken şartlara uyarak, birbirimize güvenerek, dayanışma içinde ekmeğimizi kazanalım.

İhtiyacımız olan şey; moral, kendimize, ülkemize ve iş ortaklarımıza güvenmektir. Zorluklarla karşılaştığımız zaman altında ezilmemektir.

Yorumlar kapalı.