Dış Ticarette Satış Sözleşmeleri

Av. Zeynep Tepegöz

Zeyneptepegoz@hotmail.com

Dış Ticarette Satış Sözleşmeleri

Dış ticarette satıcı, mal veya hizmeti sözleşme şartlarına uygun olarak alıcıya sunarken, alıcı da mal veya hizmetin bedelini satıcıya ödemektedir.  Uluslararası ticari ilişkilerin ilk aşamasında satıcı ile alıcı aralarında görüşerek belli bir malın (veya hizmetin) alışverişinin yapılması hususunda niyetlerini ortaya koymaktadırlar. Her iki taraf arasında bir anlaşmaya varıldığında yapılan bir sözleşme ile satıcının sözleşme konusu malı hazırlayıp sevk etmesi ve karşılığında ödemenin ne şekilde yapılacağı, rizikoların karşılıklı olarak nasıl paylaşılacağı, ortaya çıkması muhtemel bir uyuşmazlığın çözümlenmesinde izlenecek usul ve esasların belirlenmesi hususlarının kararlaştırılması zorunludur.

Uluslararası ticari sözleşmeler ile denizaşırı satışlar yapılması, tarafların satışa ilişkin ve aralarındaki hukuki ilişkiye uygulanmasını istedikleri masrafların paylaşımı, mallara ve taşımaya ait belgelerin tanzimi, sigorta vb. bir çok konuda satış sözleşmesi kapsamında düzenleme yapılmasını gerekli kılmıştır. Taraflar kısmi teslimli her bir parti mal veya satış ilişkisi için her bir tarafın istemlerine göre bireysel  sözleşmeler düzenleyebildikleri gibi ICC, UNIDROİT gibi muhtelif milli veya uluslararası kuruluşlarca düzenlenen tip sözleşmelere aralarındaki ilişkinin özelliklerine göre farklılıklar içeren hükümler ekleyerek bireysel sözleşmeler düzenlemektedirler. 

Ülkelerde seri üretimlerin yaygınlaşması ve taşıma alanındaki gelişmeler uluslararası satışların artmasını sağlamış, aynı tür mal alan veya satan tarafları ayrıntılı hükümler içeren “bireysel sözleşmeler” yerine tip sözleşmeler yapmaya yönlendirmiştir. Özellikle aynı alanda çalışan tacirlerin oluşturdukları ulusal ve uluslararası birlikler, meslek kuruluşları veya odalar yeknesak kurallar ve tip sözleşmeler hazırlamaktadırlar. Bu kuruluşlarca tarımsal ve hayvansal ürünler, inşaat ve müşavirlik, muhtelif metaller vb. konularda hazırlanan çok sayıda tip sözleşmeler mevcuttur.

 Satış Sözleşmelerinde Dikkat Edilecek Hususlar

Ticari sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yorumlanması, sözleşmeye uygulanan kanunlara göre farklılık arz edebilir. Bu nedenle Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce-ICC), standart teslim şekillerini ifade eden ve ticari sözleşmelerde kullanılabilen bir dizi kavram geliştirmiştir. Uluslararası ticarette en çok kullanılan terimlerden yararlanılması, ancak tarafların sözleşmede bu kurallara açıkça atıfta bulunulmasına bağlıdır. Bunlardan en yaygını olanlarından  CIF ve FOB terimlerine bakacak olursak; Kısaca CIF olarak kullanılan ( Cost, Insurance and Freight) kuralı, satıcının ürünleri geminin güvertesine teslim etmesi veya halihazırda bu şekilde teslim edilmiş ürünleri tedarik etmesi anlamına gelir. Ürünler gemi güvertesine yerleştirildiğinde ürünlerin kayıp ve hasar riski el değiştirir (satıcıdan alıcıya geçer). Satıcı belirlenen varış limanına ürünlerin götürülmesi için gerekli nakliye sözleşmesini yapıp taşıma (navlun) bedelini ve masrafları ödemesini ifade der. FOB (Free On Board) terimi ise fiyatı konusunda alıcı ile satıcı arasındabir anlaşmaya varılmış olan malın, alıcını göstereceği gemiye yükleninceye değin gerçekleşecek bütün giderlerin satıcı tarafından ödenmesini ifade eder.

Bir alım-satım sözleşmesi, sözleşmeye taraf olanlar arasında bağlayıcı bir anlaşmadır. Yetkili taraflar, belirli bir konu (mal), karşılıklı mutabakat ve karşılıklı yükümlülükler, bir sözleşmenin asli unsurlarıdır. Sözleşme, taraflardan birinin yaptığı bir teklife, karşı tarafın bu teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini bildirmesiyle oluşur. Dış ticaret işlemleri alıcı ve satıcının sözleşme yapması ile başlar. Yaygın olarak benimsenen ticaret prensiplerine göre bir tarafın ileri sürdüğü şartları karşı tarafın yazılı olarak kabul etmesi halinde geçerli bir sözleşme yapılmış demektir. Sözleşmede, tarafların yükümlülükleri ve haklarının açık bir biçimde belirtilmesi zorunludur. Malların bir yerden başka bir yere taşınmasında hangi tarafın ne yükümlülüğü olduğu, yükümlülükler yerine getirilmediği takdirde risklerin nasıl bölüşüleceği, taşıma sırasında malların kaybolması ve hasar görmesi halinde riskin hangi tarafa ait olacağı hususları sözleşmede açık olarak yer almalıdır. Diğer taraftan, hukuki açıdan alıcıya teslimin ne şekilde oluştuğu, hangi hal ve şartlarda satıcının yükümlülüklerini gerçekleştirmiş sayılacağı hususlarının kurallara bağlanması gerekmektedir

Değişik ülkeler ile ticaret yapan firmaların bu ülkede geçerli muhtelif uygulamalara bağlı kalmak yerine uluslararası düzeyde yeknesak bir uygulamayı tercih etmeleri de sözleşme kurallarının ortaya konulmasını hızlandırmıştır. Alım-satım konusu sözleşmelerin mutlaka yazılı olarak yapılması zorunludur. Zira yazılı sözleşmeler; tarafları bağlamalarının yanı sıra, herhangi bir anlaşmazlık durumunda da ispat kuvveti yüksektir. Taraflar, sözleşme metnini detaylı hükümler içerecek, her iki tarafça istenen hususların açık ve net şekilde anlaşılacak şekilde hazırlanmasına özen göstermelidir. Çünkü karşılıklı anlaşma ile  özenle düzenlenen bir sözleşme her iki tarafın haklarını korumaktadır.

Bir alım-satım/hizmet  sözleşmesinde  malın cinsi, nevi ve kalitesi, malın miktarı, malın fiyatı, malın teslim yeri ve zamanı, ödeme şekli, ödeme yeri ve zamanı, anlaşmazlıkların çözüm yolu mutlaka taraflarca karara bağlanmalıdır.

A – Malın Cinsi, Nev’i ve Kalitesi

Sözleşmelerde, alım-satım konusu olan malların cinsi, nev’i ve kalitesinin açıkça belirtilmesi gerekir. Bazı malların kalitesi bağımsız kuruluşların analizlerine göre belirlendiği için bu analizlere yer verilmesi yeterli olmaktadır. Ancak standart olmayan malların kalitesinin ne şekilde olacağı ayrıntılarıyla sözleşmede belirlenmesi gerekmektedir. Özellikle kaliteye önem veren bazı alıcı firmalar, kalite kontrolünün sevk öncesi uluslararası bir gözetim kuruluşunca yapılması koşulunu sözleşmeye dahil ettirmektedirler. Diğer taraftan, malın sevkiyat sırasında hasar görmeyecek şekilde ambalajlanması veya paketlenmesi de malın kalitesi kapsamına girdiği için bu hususun da sözleşmede yer alması gerekmektedir.

B – Malın Miktarı

Sözleşmede alım-satım konusu malın miktarının; adet, kilogram, ton, metrekare, litre, vb. ölçü birimleri ile net olarak sözleşmede yer alması şarttır. Öte yandan sözleşmede malın net, brüt ve dara ağırlığının da belirtilmesi zorunlu bulunmaktadır.

C – Malın Fiyatı

Malın fiyatının hangi para birimi ve hangi kurallara uygun olarak belirlendiği açıkça yazılması gerekmektedir. İhraç ürün fiyatının belirlenmesi uluslararası alanda muhtelif şekillerde standartlaştırılmaya çalışılmış olup, bu konuda; ihraç malının teslim yerini temel alan satış türlerini kapsayan, Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) tarafından uygulamaya konulan “Incoterms Kuralları”nın fiyatlama biçimleri (FOB, FAS, CFR, CIF, vb.) esas alınmaktadır.

D – Malın Teslim Yeri ve Zamanı

Sözleşmede, sipariş konusu malın teslim yerinin belirtilmesi esastır. Çünkü teslim yerine kadar olan masraf ve rizikolar satıcıya, bu yerden itibaren masraf ve rizikolar ise alıcıya aittir. Öte yandan, sözleşmede, malın teslim zamanı şayet parça parça teslim edilen bir ürün ise teslim zamanları  özellikle belirtilmelidir. Satıcı, belirlenen zamanda alıcıya malı teslim etmelidir.

E – Ödeme Şekli

Mal bedelinin satıcıya, alıcı tarafından ne şekilde ödeneceği hususu sözleşmede belirtilmelidir.

F – Ödeme Yeri Ve Zamanı

Sözleşme konusu malın bedelinin ödenme yeri ve zamanı sözleşmede ödeme şeklinin saptanmasıyla kesinlik kazanır. Örneğin: peşin ödemede; satıcı malı sevk etmeden mal bedelini alabileceği gibi mal mukabili ödemede satıcı malları sevk etmekte, alıcı malları gümrükten çektikten sonra mal bedelini satıcıya transfer etmektedir.

G – Anlaşmazlıkların Çözümü

Uluslararası ticari ilişkilerden doğan uyuşmazlıkların giderilmesine yönelik çeşitli yöntemler mevcuttur. Taraflar, uyuşmazlığı aralarında görüşerek sonuçlandırabilir, uyuşmazlık bir ulusal mahkemeye (alıcı veya satıcının ülkesinde) götürülebilir ya da uluslararası tahkime gidilebilir. Uygulamada genellikle bu yöntemlerden hangisine müracaat edileceği satış sözleşmesinde açıkça belirtilir.  Uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenmesi kararlaştırıldığı taktirde arabulucu tarafından uyuşmazlığın taraflarca kabul edilebilir bir çözüm bulmak amacıyla çekişmeli taraflar ile toplantılar düzenlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesine uğraşılır. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi kararlaştırıldığı taktirde uyuşmazlığın bir hakem veya hakem kurulunca, ulusal mahkemeler dışında çözümü hedeflenir. Tarafların ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yolunu seçmelerinde birçok avantajları vardır. Öncelikle, tahkim yerel mahkeme işlemlerinden çok daha hızlıdır. Tarafların eşitliği ve uluslararası nezaket gereği, yetkili yargı yeri olarak taraflardan birinin milli mahkemesinin seçilmesi uygun görülmez. Tahkimde yazışmalar ve duruşmalar halka açık olmadığından ve kararlar taraflarca açıkça onaylanmadıkça gizlilik kurallarıyla yürütülür, taraflara kesin bir mahremiyet sağlar.

I-Sorumsuzluk Anlaşmaları

Satış sözleşmelerinde kanunda öngörülen ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin hükümlerin yerine geçmek üzere satıcı tarafından sözleşmesel garantiler verildiğine  sıklıkla rastlanır. Sözleşmesel garantiler ile alıcının kanundan doğan sözleşmeden dönme, tamirat, değişim, bedelle indirim gibi seçimlik hakları genişletebilir, tekrarlanabilir, sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Tarafların kanunda öngörülen sorumluluk hükümlerini ortadan kaldırılarak sözleşme hükümlerini uygulamak istemeleri halinde bunu açık şekilde kararlaştırılmaları gerekir. Sorumsuzluk anlaşmaları çoğu hukuk düzeninde ve milletlerarası sözleşmelerde özel olarak ele alınır ve genellikle satıcının ağır kusuru, kasti ihlali veya ağır ihmali hallerinde ya da makul veya ölçülü olmadıkları durumlarda geçersiz kabul edilir. 

Zeyneptepegoz@hotmail.com

Dış Ticarette Satış Sözleşmeleri

Dış ticarette satıcı, mal veya hizmeti sözleşme şartlarına uygun olarak alıcıya sunarken, alıcı da mal veya hizmetin bedelini satıcıya ödemektedir.  Uluslararası ticari ilişkilerin ilk aşamasında satıcı ile alıcı aralarında görüşerek belli bir malın (veya hizmetin) alışverişinin yapılması hususunda niyetlerini ortaya koymaktadırlar. Her iki taraf arasında bir anlaşmaya varıldığında yapılan bir sözleşme ile satıcının sözleşme konusu malı hazırlayıp sevk etmesi ve karşılığında ödemenin ne şekilde yapılacağı, rizikoların karşılıklı olarak nasıl paylaşılacağı, ortaya çıkması muhtemel bir uyuşmazlığın çözümlenmesinde izlenecek usul ve esasların belirlenmesi hususlarının kararlaştırılması zorunludur.

Uluslararası ticari sözleşmeler ile denizaşırı satışlar yapılması, tarafların satışa ilişkin ve aralarındaki hukuki ilişkiye uygulanmasını istedikleri masrafların paylaşımı, mallara ve taşımaya ait belgelerin tanzimi, sigorta vb. bir çok konuda satış sözleşmesi kapsamında düzenleme yapılmasını gerekli kılmıştır. Taraflar kısmi teslimli her bir parti mal veya satış ilişkisi için her bir tarafın istemlerine göre bireysel  sözleşmeler düzenleyebildikleri gibi ICC, UNIDROİT gibi muhtelif milli veya uluslararası kuruluşlarca düzenlenen tip sözleşmelere aralarındaki ilişkinin özelliklerine göre farklılıklar içeren hükümler ekleyerek bireysel sözleşmeler düzenlemektedirler. 

Ülkelerde seri üretimlerin yaygınlaşması ve taşıma alanındaki gelişmeler uluslararası satışların artmasını sağlamış, aynı tür mal alan veya satan tarafları ayrıntılı hükümler içeren “bireysel sözleşmeler” yerine tip sözleşmeler yapmaya yönlendirmiştir. Özellikle aynı alanda çalışan tacirlerin oluşturdukları ulusal ve uluslararası birlikler, meslek kuruluşları veya odalar yeknesak kurallar ve tip sözleşmeler hazırlamaktadırlar. Bu kuruluşlarca tarımsal ve hayvansal ürünler, inşaat ve müşavirlik, muhtelif metaller vb. konularda hazırlanan çok sayıda tip sözleşmeler mevcuttur.

 Satış Sözleşmelerinde Dikkat Edilecek Hususlar

Ticari sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yorumlanması, sözleşmeye uygulanan kanunlara göre farklılık arz edebilir. Bu nedenle Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce-ICC), standart teslim şekillerini ifade eden ve ticari sözleşmelerde kullanılabilen bir dizi kavram geliştirmiştir. Uluslararası ticarette en çok kullanılan terimlerden yararlanılması, ancak tarafların sözleşmede bu kurallara açıkça atıfta bulunulmasına bağlıdır. Bunlardan en yaygını olanlarından  CIF ve FOB terimlerine bakacak olursak; Kısaca CIF olarak kullanılan ( Cost, Insurance and Freight) kuralı, satıcının ürünleri geminin güvertesine teslim etmesi veya halihazırda bu şekilde teslim edilmiş ürünleri tedarik etmesi anlamına gelir. Ürünler gemi güvertesine yerleştirildiğinde ürünlerin kayıp ve hasar riski el değiştirir (satıcıdan alıcıya geçer). Satıcı belirlenen varış limanına ürünlerin götürülmesi için gerekli nakliye sözleşmesini yapıp taşıma (navlun) bedelini ve masrafları ödemesini ifade der. FOB (Free On Board) terimi ise fiyatı konusunda alıcı ile satıcı arasındabir anlaşmaya varılmış olan malın, alıcını göstereceği gemiye yükleninceye değin gerçekleşecek bütün giderlerin satıcı tarafından ödenmesini ifade eder.

Bir alım-satım sözleşmesi, sözleşmeye taraf olanlar arasında bağlayıcı bir anlaşmadır. Yetkili taraflar, belirli bir konu (mal), karşılıklı mutabakat ve karşılıklı yükümlülükler, bir sözleşmenin asli unsurlarıdır. Sözleşme, taraflardan birinin yaptığı bir teklife, karşı tarafın bu teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini bildirmesiyle oluşur. Dış ticaret işlemleri alıcı ve satıcının sözleşme yapması ile başlar. Yaygın olarak benimsenen ticaret prensiplerine göre bir tarafın ileri sürdüğü şartları karşı tarafın yazılı olarak kabul etmesi halinde geçerli bir sözleşme yapılmış demektir. Sözleşmede, tarafların yükümlülükleri ve haklarının açık bir biçimde belirtilmesi zorunludur. Malların bir yerden başka bir yere taşınmasında hangi tarafın ne yükümlülüğü olduğu, yükümlülükler yerine getirilmediği takdirde risklerin nasıl bölüşüleceği, taşıma sırasında malların kaybolması ve hasar görmesi halinde riskin hangi tarafa ait olacağı hususları sözleşmede açık olarak yer almalıdır. Diğer taraftan, hukuki açıdan alıcıya teslimin ne şekilde oluştuğu, hangi hal ve şartlarda satıcının yükümlülüklerini gerçekleştirmiş sayılacağı hususlarının kurallara bağlanması gerekmektedir

Değişik ülkeler ile ticaret yapan firmaların bu ülkede geçerli muhtelif uygulamalara bağlı kalmak yerine uluslararası düzeyde yeknesak bir uygulamayı tercih etmeleri de sözleşme kurallarının ortaya konulmasını hızlandırmıştır. Alım-satım konusu sözleşmelerin mutlaka yazılı olarak yapılması zorunludur. Zira yazılı sözleşmeler; tarafları bağlamalarının yanı sıra, herhangi bir anlaşmazlık durumunda da ispat kuvveti yüksektir. Taraflar, sözleşme metnini detaylı hükümler içerecek, her iki tarafça istenen hususların açık ve net şekilde anlaşılacak şekilde hazırlanmasına özen göstermelidir. Çünkü karşılıklı anlaşma ile  özenle düzenlenen bir sözleşme her iki tarafın haklarını korumaktadır.

Bir alım-satım/hizmet  sözleşmesinde  malın cinsi, nevi ve kalitesi, malın miktarı, malın fiyatı, malın teslim yeri ve zamanı, ödeme şekli, ödeme yeri ve zamanı, anlaşmazlıkların çözüm yolu mutlaka taraflarca karara bağlanmalıdır.

A – Malın Cinsi, Nev’i ve Kalitesi

Sözleşmelerde, alım-satım konusu olan malların cinsi, nev’i ve kalitesinin açıkça belirtilmesi gerekir. Bazı malların kalitesi bağımsız kuruluşların analizlerine göre belirlendiği için bu analizlere yer verilmesi yeterli olmaktadır. Ancak standart olmayan malların kalitesinin ne şekilde olacağı ayrıntılarıyla sözleşmede belirlenmesi gerekmektedir. Özellikle kaliteye önem veren bazı alıcı firmalar, kalite kontrolünün sevk öncesi uluslararası bir gözetim kuruluşunca yapılması koşulunu sözleşmeye dahil ettirmektedirler. Diğer taraftan, malın sevkiyat sırasında hasar görmeyecek şekilde ambalajlanması veya paketlenmesi de malın kalitesi kapsamına girdiği için bu hususun da sözleşmede yer alması gerekmektedir.

B – Malın Miktarı

Sözleşmede alım-satım konusu malın miktarının; adet, kilogram, ton, metrekare, litre, vb. ölçü birimleri ile net olarak sözleşmede yer alması şarttır. Öte yandan sözleşmede malın net, brüt ve dara ağırlığının da belirtilmesi zorunlu bulunmaktadır.

C – Malın Fiyatı

Malın fiyatının hangi para birimi ve hangi kurallara uygun olarak belirlendiği açıkça yazılması gerekmektedir. İhraç ürün fiyatının belirlenmesi uluslararası alanda muhtelif şekillerde standartlaştırılmaya çalışılmış olup, bu konuda; ihraç malının teslim yerini temel alan satış türlerini kapsayan, Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) tarafından uygulamaya konulan “Incoterms Kuralları”nın fiyatlama biçimleri (FOB, FAS, CFR, CIF, vb.) esas alınmaktadır.

D – Malın Teslim Yeri ve Zamanı

Sözleşmede, sipariş konusu malın teslim yerinin belirtilmesi esastır. Çünkü teslim yerine kadar olan masraf ve rizikolar satıcıya, bu yerden itibaren masraf ve rizikolar ise alıcıya aittir. Öte yandan, sözleşmede, malın teslim zamanı şayet parça parça teslim edilen bir ürün ise teslim zamanları  özellikle belirtilmelidir. Satıcı, belirlenen zamanda alıcıya malı teslim etmelidir.

E – Ödeme Şekli

Mal bedelinin satıcıya, alıcı tarafından ne şekilde ödeneceği hususu sözleşmede belirtilmelidir.

F – Ödeme Yeri Ve Zamanı

Sözleşme konusu malın bedelinin ödenme yeri ve zamanı sözleşmede ödeme şeklinin saptanmasıyla kesinlik kazanır. Örneğin: peşin ödemede; satıcı malı sevk etmeden mal bedelini alabileceği gibi mal mukabili ödemede satıcı malları sevk etmekte, alıcı malları gümrükten çektikten sonra mal bedelini satıcıya transfer etmektedir.

G – Anlaşmazlıkların Çözümü

Uluslararası ticari ilişkilerden doğan uyuşmazlıkların giderilmesine yönelik çeşitli yöntemler mevcuttur. Taraflar, uyuşmazlığı aralarında görüşerek sonuçlandırabilir, uyuşmazlık bir ulusal mahkemeye (alıcı veya satıcının ülkesinde) götürülebilir ya da uluslararası tahkime gidilebilir. Uygulamada genellikle bu yöntemlerden hangisine müracaat edileceği satış sözleşmesinde açıkça belirtilir.  Uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenmesi kararlaştırıldığı taktirde arabulucu tarafından uyuşmazlığın taraflarca kabul edilebilir bir çözüm bulmak amacıyla çekişmeli taraflar ile toplantılar düzenlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesine uğraşılır. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi kararlaştırıldığı taktirde uyuşmazlığın bir hakem veya hakem kurulunca, ulusal mahkemeler dışında çözümü hedeflenir. Tarafların ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yolunu seçmelerinde birçok avantajları vardır. Öncelikle, tahkim yerel mahkeme işlemlerinden çok daha hızlıdır. Tarafların eşitliği ve uluslararası nezaket gereği, yetkili yargı yeri olarak taraflardan birinin milli mahkemesinin seçilmesi uygun görülmez. Tahkimde yazışmalar ve duruşmalar halka açık olmadığından ve kararlar taraflarca açıkça onaylanmadıkça gizlilik kurallarıyla yürütülür, taraflara kesin bir mahremiyet sağlar.

I-Sorumsuzluk Anlaşmaları

Satış sözleşmelerinde kanunda öngörülen ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin hükümlerin yerine geçmek üzere satıcı tarafından sözleşmesel garantiler verildiğine  sıklıkla rastlanır. Sözleşmesel garantiler ile alıcının kanundan doğan sözleşmeden dönme, tamirat, değişim, bedelle indirim gibi seçimlik hakları genişletebilir, tekrarlanabilir, sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Tarafların kanunda öngörülen sorumluluk hükümlerini ortadan kaldırılarak sözleşme hükümlerini uygulamak istemeleri halinde bunu açık şekilde kararlaştırılmaları gerekir. Sorumsuzluk anlaşmaları çoğu hukuk düzeninde ve milletlerarası sözleşmelerde özel olarak ele alınır ve genellikle satıcının ağır kusuru, kasti ihlali veya ağır ihmali hallerinde ya da makul veya ölçülü olmadıkları durumlarda geçersiz kabul edilir. 

Etiketler: , ,

Yorumlar kapalı.